Aldatılmak mı, Aldanmak mı?

3/9/2008 · Kategori: KADIN_ERKEK

Aldatıldığını öğrendiğinde ne hisseder bir insan? Kabul edilmesi zor bir olay. Ancak pek çok insanın yaşadığı bir olay diye düşünüyorum. Aldatılmak ya da aldanmak nasıl da korkutur her insanı. Bunu yaşama endişesi ile yaşanır. Aldanan, aldatılan insan bir sonraki ilişkisinde biraz daha temkinlidir. Hatta bu endişeyi daha fazla yaşar.

Aldatılmak diğer bir kişi tarafından yapılan bir eylemdir. Aldanmak ise kişinin kendisine ait bir eylemdir. Aldatılmayı sözlük anlamından ziyade bu yazıda ilişkilerde yaşanan olaylardan bahsederek açıklamak istiyorum.

Aldatılan kadın ya da erkek hiç fark etmez her insan kendini değersiz hisseder. Aldandığını kabullenmek de zorlanır. Aldatan kişiye kızgınlık duyar. Bir yandan ondan ayrılmak bir yandan da ondan intikam almak ister. Aldatan kişiye olduğu kadar, aldandığı için kendine de kızgınlık duyar. Beklemediği bir olayla karşılaşan kişi hayal kırıklığı yaşar. Hayal kırıklığının verdiği acıyı ve sıkıntıyı yaşarken kendinin yerine bir başka kişinin tercih edilmesini içine sindiremez. Bir başkası tarafından beğenilmemek ve kabul görmemek olarak değerlendirir. Bir başkası tarafından değer görmediği düşüncesi kişinin kendini önemsiz ve değersiz hissetmesine yol açar. Bu tür duygu ve düşünceler arasında gidip gelen kişi ne yapacağına karar veremez ve aldatan kişiyle ilişkisinde de gelgitler yaşar. Onu acıtan aldatılmak mı yoksa aldanmış olmak mıdır? Bu soruya cevap bulmaya çalışır. Ancak cevaplamak da zorluk çeker.

Neden aldatılmıştır? Ya da nasıl olmuş da bu durumu fark edememiştir? Sevgisinin karşılığı bu mu olmalıdır? Bunu hak etmediğini düşünür. Bir yandan aldatılmış bir yandan da aldanmış olmaktan dolayı kendini ve karşı tarafı suçlar. Aldatılmanın ölüm acısı kadar insana acı verdiği söylenir. Aldatılan ya da aldanan kişi bir başkasının tercih edilmesini, terk edilmiş olmasını, kandırılmayı ve yalnız kalmayı kabullenemez. Aynı zamanda aldatılma olayına kendisinin de katkıda bulunmuş olabileceğini düşünür. Hatta ilişkisini kontrol edemediği ve devam ettiremediği için kendini başarısız olarak değerlendirir.

Tercih edilen kişiyi araştırır. Kendinden farklı nasıl bir özelliğe sahip olduğunu bulmaya çalışır. Tercih edilen kişiye öfke duyar. Aldatan kişiden ziyade tercih edilen kişi üzerinde odaklanır. Onunla karşılaşmaya ve kendini göstermeye çalışır. Aldatan kişinin kendinde olmayan diğer kişi de neler bulduğunu tespit etmeye çalışır. Sorumluluğu kimi zamanda tercih edilen kişiye yükler.

Aldatma olayı ile birlikte ilişkide güven zedelenir. Eğer ilişki devam ederse, sürekli sorgulamalar ve müdahaleler ortaya çıkar. Aldatan kişinin her davranışı izlenir ve geçmişte yaşanan aldatma olayı hatırlatılır. Bu ilişkinin yıpranmasına ve karşılıklı suçlamalara dönüşür.

İlişkide değer verilen unsurlara göre bu olayı kabullenmek ya da kabullenmemek kişiye bağlıdır. Güven ilişkinin vazgeçilmezleri arasında yer alıyorsa ve kabullenmek zor geliyorsa devam ettirmek için zorlamamak daha doğru olacaktır. Aldanan kişi ne istediğine karar verebildiğinde kendini daha iyi hissedecektir.

Kimi zamanda pek çok kez aldatılmasına rağmen ilişkiyi bitirmekte zorlanan kişiler vardır. Aldanmayı kabullenir ve devam eder. Bilir ki yalnız kalmak onu daha çok acıtacaktır. Ne olursa olsun bu durumu görmezden gelir ya da elinden bir şey gelmediği için bilerek devam eder. Bu süreçte de terk edilme endişesi ile yaşar.

Bir danışanım gül bahçesine iyi bakmadığı için gülü yabani otların sardığını ifade etmişti. Evet ilişkiye gereken önemi vermezsek, öyle ya da böyle başka kişiler tercih edilebilir. Aldatan haklıdır demiyorum ama aldanmayı da kimi zaman kişi kendi tercih eder. Tabii her ilişki için bu böyledir diyemeyiz. Bazı insanların da heyecan aradığını unutmamak gerekiyor.

Erkek ve kadın hiç fark etmiyor. Oysa erkeklerin aldatan olduğu söylenir. Bunun bir önyargı olduğunu düşünüyorum. Bize başvuran kişiler arasında böyle bir ayrım yapamayacağımı söylemeliyim. Erkekler kadar kadınlarında aldattığına tanık oldum. Buna sebep belki de erkeklerin bu olaydan gurur duyarak çevresine anlatması, kadının ise daha gizli olarak yaşaması olabilir. Karısını diğer taraftan kurtarmak ve tekrar kazanmak için başvuran pek çok erkek var. Onunla yeterince ilgilenmediği ve kendini işine verdiği için eşinin yalnız kaldığını ve başkasına ihtiyaç duyduğunu dile getiren erkekler azımsanmayacak kadar çok.

Kadınlarında aldatan erkeği idare ettiklerini biliyoruz. Özellikle maddi ve manevi açıdan kendine güvenmeyen çoğu kadın erkeğin yaptıklarına göz yumuyor. Çocuklarına ve kendine iyi bir gelecek sağladığı anda eşini terk edebiliyor. Ya da bir süre daha idare ederse eşinin bu durumdan çıkabileceğini düşünüyor ve devam ediyor. Karşı tarafa kaptırmak istemiyor.

İlişkisinden memnun olmayan, ama yalnız kalacağı için bitirmekte zorlanan her insan yerine bir başkasını koymadan ilişkisini bitiremiyor.

Bir danışanım bunu çok güzel ifade etmişti. ‘Evliliğim uzun süredir iyi gitmiyordu. Bitirmem gerektiğini biliyordum. Yalnız kalmaktan hiç hoşlanmam. Diğer kişiyi tanımak evliliğimi bitirmemi kolaylaştırdı. Sebep o değildi, ama destek oldu’.

Aldatıldığını öğrenmek kişinin kendine ve çevresine güvenini kaybetmesine yol açıyor. Aldatılan çoğu insan depresyon geçiriyor.

‘Bir süre önce eşimin beni aldattığını öğrendim. Kendimi enerjimi yitirmiş gibi hissediyorum. Sürekli bu konu üzerinde düşünüyorum. Uyuyamıyorum, hiçbir şeyden zevk almıyorum. Neden sorusunun cevabını bulamıyorum. Ona çok kırgın ve kızgınım. Seviyor muyum buna cevap veremiyorum’. Böyle başladı sorununu anlatmaya çalışan bir danışanım. Aldatılma ve aldanmış olmanın kızgınlığı, kendini değersiz hissetme ve karşı tarafı cezalandırma isteği, hepsini bir arada dile getirdi. Aldatan taraf ise eşini kaybetmek istemiyordu. Bu olayı neden yaptığının sorusunu kendi kendine soruyor, cevabını bulamıyordu. Bunu yaparak eşini değil, kendini aldattığını fark etti. Kendine güvenini kazanmak ve sorunlarla mücadele etmek yerine sorunlardan uzaklaşmak için heyecan aradığını keşfetti. Bundan sonrası için birbirlerinden beklentilerini ortaya koyup, ilişkilerini yeniden değerlendirmeye karar verdiler. Tabii her ilişki bu şekilde devam etmeyebilir. Bir oyun oynuyorsak o oyunun olumlu olumsuz risklerini de göz önüne almak gerekiyor. Her zaman beklediğimiz şekilde sonuçlanmayabilir. Bir risk alıyorsak da sonuçlarını kabullenebilmeliyiz.

Aldatan da aslında kendi içinde çatışmalar yaşamaktadır. İki tarafı idare etmek heyecanın yanı sıra gerginlik de yaratmaktadır. Sürekli yakalanma endişesi huzursuzluk yaratır. Tedirginlik ve gerginlik hali yalanını saklamasını zorlaştırır. Çoğu zaman aldatılan aldatıldığının farkındadır. Ama bunu açığa çıkarmak istemez. Aldatıldığını bilen ama buna göz yuman çoğu insan yalnız kalmak ve karşı tarafı kaybetmek istemediği için bu durumu kabullenmektedir.

Aldatan insan aslında kendine karşı da yeterince dürüst değildir. Duygu ve düşünceleri ile yüzleşmekten kaçar. Ne istediğini bilmiyordur. Konfüçyus bu durumu çok güzel dile getirmiştir. ‘Aldatan kendini aldatır’.

Aldatılmak hiçbir şeyin sonu değildir. Aldanan değil, asıl aldatan zarar görecektir. Şu atasözü de bu durumu çok iyi anlatacaktır sanırım. ‘Ava giden avlanır’.


Yazar Füsun Budak

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Evlilikte Küslük

14/6/2008 · Kategori: KADIN_ERKEK

Bugün birliktesiniz diyerek kıymetini bilemeyebilir ve en ufak bir şeyde kalbini kırabilirsiniz eşinizin. Kusurlarını hoş görüp ciddi küslüklerden uzak durmak, ona güzel sözlerle hitap etmek, beklentilerine kulak vermek ve kıymetini bilebilmek nedense yanımızdayken tüm sevdiklerimize karşı ihmal edebildiğimiz davranışlar arasında. Bu ihmali eşimize yaptığımızda ise sonuç hem bizi hem de ailemizi ilgilendiren boyuta ulaşabiliyor. Zira ilgi, sevgi ve hoşgörüden yoksun bırakılıp kıymeti bilinmeyen eşler zamanla moral bozukluğunu çevresine yansıtabiliyor; bu da aileyi olumsuz etkiliyor.


Ailenize ne kadar değer veriyorsunuz?

“Bana bu hatayı nasıl yapar; onunla şöyle bir hafta küs durayım da kendine çeki düzen versin” şeklinde küsme eğiliminde bulunan eşler evliliklerinde yaşayabilecekleri belki de en güzel yedi günü israf etmiş olmuyor mu böylece? Ona gerçekten çok kırıldığınızda duygularınızı küs durarak hissettirmeye çalışmanız ilişkinizi yıpratabilir. Dargınlık anında arada iletişim de yoksa eşlerin her biri kendince bir yorum geliştirebiliyor ve ne yazık ki bu yorumlar genellikle birbirlerinin aleyhine oluyor. Kötü zanla hareket edildiğinde ise olumlu iletişimin yolu kapanmış oluyor.

Şebnem Hanım’ın elli yıldır mutlu bir evlilik sürdüren babaannesinin kendisine evlenirken verdiği tavsiye dikkate değer mahiyette: “Yavrucuğum, sakın uzun süre küs durmayın. İlk dönemlerde sorunlar yaşanabilir. İyi niyetli olur ve uzun dargınlıklardan kaçınırsanız zamanla birbirinizi daha iyi tanırsınız. Evliliğiniz rayına oturur.” Şebnem Hanım ninesinin tavsiyesini dikkate aldığını ve belki de bu nedenle evliliğinin kritik uyum dönemini daha az sıkıntıyla geçirdiğini bildiriyor.

Eşinize uzun süre dargın durmayıp ona hoşgörüyle yaklaşabilmek için zihninizdeki olumsuz fikirlerin yerine, biraz düşünerek olumlularını koymak gerekiyor. Eşinizin hangi özellikleri sizi çok mutlu ediyor? Başkalarında olmayıp onda bulunan güzellikler neler? Bugün, evliliğinizi, birlikteliğinizi beslemek, güçlendirmek için neler yapabilirsiniz? Sahi evinizin günlük temizliği, saçınızın haftalık bakımı, arabanızın yıllık kontrolü… derken çok daha önemli varlığınız olan eşinizin ve onunla yaptığınız evliliğin bakımı adına bir şeyler yapmayı düşündünüz mü? Evliliğinizde güzellikleri artıracak nitelikteki eserlerden birkaç satır olsun okuyabildiniz mi? Tüm bu sorulara vereceğiniz cevaplar evliliğinizin ve eşinizin sizin için önemiyle paralel olacaktır.

Kıymeti bilinmeyen eş çabuk yıpranır

Evlilikte eşlerin birbirinin kıymetini bilememesi, ilişkilerini yıpratması aslında her ikisi için de bir sıkıntı vesilesidir. Kişinin hayat boyu hatta ahirette de birlikte olacağı eşini üzmesi, incitmesi, ona yük olup taşıyabileceğinden fazlasını istemesi hiç de akıllıca bir davranış değildir. Çevremizdeki yaşlı çiftlere baktığımızda eşlerin birbirlerine yaşlılıkta daha fazla ihtiyaç duyacağını gözlemleriz. Bu nedenle önemli olan, henüz gençken eşinin değerini bilmektir. Yılların meşakkatini göğüslemiş, Allah c.c. için sabretmiş olan eş gereğinden fazla yıprandığında ve erken yaşlandığında artık yapılacak çok fazla şey kalmamış olabilir.

Ailede huzursuzluğun kısa vadede önemli sonuçlarından biri ise psikolojik sorunlar. Eşinden yeteri kadar ilgi ve sevgi göremediğini düşünen eşler moral bozukluğu yaşıyor ve ailesi için verebileceği çok güzel nitelikleri olsa da bunları mutlulukları için kullanamaz hale gelebiliyor.

Kırgınlık hali eşlerin davranışlarına negatif etki yapacağından ailede huzursuzluk baş gösteriyor. Karşılıklı ilgi eksikliği ise giderek yuvada birliğin bozulmasına zemin hazırlayabiliyor. Böyle bir ortamda ruhsal veya fiziksel hastalıklara yakalanma olasılığı ise daha yüksek. öte yandan birbirlerini seven, koruyup kollayan ve birbirlerinin değerini bilen eşlerden oluşan ailelerde, üzüntü ve dargınlıklar yaz yağmuru misali kısa süreli ve geçici oluyor.

Unutmayalım ki Allah’ın huzurundan kovulmuş olan düşmanımız en çok eşlerin arasını açmak için uğraşıyor. Buna karşı Allah’ın yardımını da isteyerek eşinizin değerini bilmeniz ve küslükleri uzun tutmamanız en etkili savunmanız olabilir. Sevdiklerimiz hayattaysa ve birlikteysek buna şükretmeye, bize verilen nimetin hatırına küçük hataları hoş görmeye, birbirimizin değerini daha iyi bilmeye değmez mi?

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Kadınla erkeğin 46 farkı

9/6/2008 · Kategori: KADIN_ERKEK

adsız Ergenlik Sivilcesi: Erkeklerin sivilce sorunu daha fazladır. Bu da daha çok testosteron hormonundan kaynaklanmaktadır. Bu hormon yağ bezlerini uyarır ve derideki gözeneklerin tıkanmasına,dolayısıyla da sivilceye neden olur.

 

Vücut Kokusu: Erkeklerin vücut kokusu kadınlardan çok daha güçlüdür.

Saldırganlık: Erkekler kadınlardan daha saldırgan olup bedensel güç kullanımına daha eğilimlidirler. Bunun açıklaması da testosterona bağlanmaktadır. Buna karşılık kadınlar kelimelerle saldırır ve savaşırlar.

Spor: Spor konusunda erkekler kadınlardan daha hızlıdır ancak kadınlar daha dayanıklıdırlar.

Kan: Erkeklerde 4.5,kadınlarda 3.6 litre kan vardır. Erkek kanı daha koyu kıvamlıdır, bir damlasında 1 milyon kan hücresi vardır. Toplam olarak erkeklerde 1 santimetreküp kanda 5 milyon alyuvar vardır, bu da kadınlara kıyasla yüzde yirmi fazlalık demektir. Erkeklerin tansiyonu da kadınlardan yüksektir: 140/88. Bu değer kadınlarda 130/80'dir.

AIDS: Her dört AIDS hastasından sadece biri kadındır. Nedeni ise kadınların baskın olan X krozomundan iki tane taşımasıdır. Çünkü bir sağlıklı, bir hasta gene sahip olsalar bile sağlıklı gen hasta gene baskın çıkar ve hasta değil taşıyıcı olurlar. Erkeklerde ise Y geni hastalıklı X genini baskılayamaz.

Yüzme Yeteneği: Kadınlar derilerinin altındakı yağ tabakası nedeniyle daha iyi yüzerler.

Yaş Dönümü: Kadınlar menopoz döneminde ateş basması, uykusuzluk, şişmanlama, gece terlemeleri ve vajina kuruluğu gibi belirtiler yaşarlar. Erkekler andropoz denen yaş döneminde hemen hemen hiçbir bedensel belirti yaşamazlar.

Vücut Isısı: Erkeklerin vücut ısısı kadınlardan daha yüksektir.

Su: Erkek vücudunun yüzde 60-70'i sudan ibarettir.Kadın vücudundaki su oranı ise yüzde 50-60 arasındadır.

Cinsel Organlar: Ana cinsel organlar erkekte vücudun dışında bulunur ve kolayca yaralanabilir. Kadında vücudun içine gizlenmiş olup korunmadadır.

İskelet: Erkeklerin omuzları daha geniş , kolları ve bacakları daha uzun, kemikleri daha ağır, eklemleri de daha büyüktür. Buna karşılık kadınların kalça kemikleri daha geniş, eklemleri daha esnektir.

Ses Telleri: Kadınların ses telleri daha kısa olduğundan sesleri daha tizdir.

Vücudun Ağırlık Noktası: Omuz ve kalça iskeletleri farklı olduğundan, kadınların ağırlık noktası erkeklerinkinden daha aşağıdadır.

Duyu Organları: Kadınların işitme ve koklama duyuları daha güçlüdür. Buna karşılık erkekler ışığa karşı daha hassastır. Erkek gözü ayrıntıları daha iyi seçer.

Enerji Harcaması: Erkekler hareketsiz halde, vücudun metrekaresi başına ortalama 39,5 kalori yakarlar. Kadınlar ise 37 kalori. Erkeğin günlük kalori ihtiyacı 2700 kalori, kadınınki 2000 kaloridir.

Yağ: Erkeklerde kadınlarınkinin yarısı kadar yağ dokusu vardır. Kadınlarda yağ dokusu vücudun yüzde 27'sini oluştururken, bu değer erkeklerde yüzde 15'tir. Kadın vücudunda erkeklerden 3,5 kg daha fazla yağ vardır. Yağ, erkeklerde karın bölgesinde toplanırken kadınlarda daha çok kalça, baldır ve göbekte yoğunlaşır.

Hastalıklar: Erkekler hayatları boyunca kadınlardan ortalama 40 gün daha az hastalanırlar.

Dirsek: Kadınlar erkeklere kıyasla kollarını dirsekten 6 derece daha fazla açabilirler.

Kromozomlar: Erkek ve dişilerde toplam 46 kromozom vardır. Bunların yarısı babadan, yarısı anneden gelir. Bu 46 kromozomun içinden iki tane cinsiyet hormonu vardır ki; bu erkekte XY, kadında XX olarak bulunur.

Saçlar: Kadınların saçları daha sık ve daha dirençlidir. Saç kökleri iki milim daha derinde olduğu için erkeğinki kadar çabuk dökülmez.

Deri: Erkeklerin toplam 1,8 metrekare, kadınların 1,6 metrekare derileri vardır. Kadını derisi daha ince ve kuru,bu yüzden de daha hassastır. Erkekte ter bezleri ve deri altı yağ bezleri daha fazla olduğundan derisi yağlıdır ve daha çok terler.

Mastürbasyon: Erkeklerin yüzde 93'ü, kadınların yüzde 62'si kendini mastürbasyonla tatmin eder.

Akciğerler: Erkeklerin akciğerleri kadınlarınkinden yüzde 50 daha geniş hacme sahiptir.

Yemek: Aynı kilodaki kişilerden, erkekler kadınlardan daha çok yemek ihtiyacı duyarlar; çünkü metabolizmaları daha hızlıdır.

Antikorlar: Kadınlar daha çok antikor üretirler, bu yüzden de erkeklere kıyasla bakteri ve virüs hastalıklarına daha seyrek yakalanırlar.

Ağlamak: Kadınlar erkeklerden 5 kat fazla ağlarlar. Genellikle de saat 19.00-22.00 arası.

Beyin: Erkek beyni yüzde 14 daha ağırdır. Buna karşılık kadınlarda iki yarım küre arasındaki iletişim daha iyidir.

Dölleyebilme Yeteneği: Erkekler ileri yaşa kadar, kadınlar ise menopoza (yaklaşık 50 yaş civarı) kadar dölleyebilme ve döllenebilme yeteneğine sahiptir. Erkeklerde sıcaklığın artışıyla dölleyebilme yeteneği azalır. Kadınların döllenmeye müsait oldukları en uygun olan oda sıcaklığı 17 derecedir.

Safrakesesi Taşı: Kadınların yüzde 20'sinde, erkeklerin yüzde 8'inde safrakesesi taşı oluşur.

Kalp Atışı: Erkeklerin kalbi daha büyüktür ve daha yavaş çarpar: Dakikada ortalama 72. Bu değer kadınlarda 80'dir.

Gelişme: Buluğ çağına kadar kızlar erkeklerden daha hızlı büyürler (10'a 8 oranında). Erkek çocuklar 14-15 yaşları arasında gelişmeye başlarlar ve 20 yaşına kadar bu büyüme gerçekleşebilir. Kız çocukları en hızlı 12-13 yaşları arasında gelişirken 17-18 yaşında bu gelişme durur.

Sıcaklık Duyarlılığı: Kadınlar kalın yağ dokuları nedeniyle soğuğa daha dayanıklıdırlar.

Yaşlanmak: Erkekler kadınlardan daha hızlı yaşlanırlar. 55 yaşındaki bir kadın bedensel gücünün yüzde 90'ına sahiptir. Oysa aynı yaştaki bir erkek gücünün sadece yüzde 70'ine sahiptir. 35 yaşındaki bir erkeğin damar sistemi 50 yaşındaki bir kadınınkine eşdeğerdir. Buna karşılık kadında sadece cilt daha ince olduğundan çabuk yaşlanıp kırışır. Kadınlar yaşlanma olayını psikolojik olarak erkeklerden çok daha kolay kabullenirler.

Kaslar: Erkekler kadınlardan yüzde 50 oranında fazla kas gücüne sahiptir. Buluğ çağında erkeklerde kas hücrelerinin sayısı 20 misli, kadınlarda 10 misli artar. Erkekler kadınlardan üçte bir oranında daha güçlüdürler.

Buluğ: Erkekler buluğ çağını 10-15, kadınlar 9-14 yaşları arasında yaşarlar.

Yaşam Süresi: Erkeklerin ortalama omrü 71,5 yıl, kadınların 78 yıldır.

Bacaklar: Erkeklerin bacakları daha uzun ve kaslıdır. Bu yüzden kadınlardan daha hızlı koşar, daha uzağa zıplarlar.

Vücut Ölçüleri: Erkek ortalama 175 cm boyunda ve 73,5 kg ağırlığındadır. Göğüs çevresi 98,5cm , beli 80,4cm'dir. Kadın ortalama 160 cm boyunda olup 61,2 kg'dir. Göğüs çevresi 90,1; kalça genişliği 96,5 cm; beli 74,3 cm'dir.

Adem Elması: Gırtlaktaki adem elması adlı çıkıntı sadece erkeklere hastır.

Solunum: Erkekler dakikada ortalama 16 kez soluk alıp verir. Kadınlar ise dakikada 20-22 kez soluk alıp verir. Her iki cinsin günde soludukları miktar ise aynı olup 12 bin litredir.

Cinsel Organda Tüylenme: Genital tüylenme, erkeklerde göbeğe kadar çıkarken kadınlarda göbeğin altında yatay bir çizgide biter.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Erkeklerin gözünden kadınlar.

9/6/2008 · Kategori: KADIN_ERKEK

kadin-erkek Erkeklerin deyimiyle kadın gibi olmayan kadınların, erkeklerle amansız bir mücadeleye girdiği yeni bir dünya anlayışı hüküm sürüyor. Peki gerçek kadının tanımı nedir? İşte erkeklerin yorumu...

Gerçek bir kadın minibüsçüler gibi küfretmez

Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın kesinlikle ağır küfürler ederek konuşmaz. En angarya işi yaparken ya da en zorlandığı anlarda bile. Bu tür kaba kelimeleri zihninin bir köşesinde tutar ve içinden söyler. Ancak erkek ara sıra da olsa adi kelimeler duymak isteyebilir. Özellikle seks yaparken. O yüzden gerçek bir kadının küfürlü konuşmayıp bu sözcükleri dilinin ucunda tutması gerekir.

Kadınların düşündüğü: Tüm kötü kelimeleri etrafımdaki şaşkınlar için harcamak! Eğer bunları duymak bir erkeği rahatsız ediyorsa bunu anlayabilirim ama sadece onun istediği zamanlarda küfürlü konuşacak ve onun amaçlarına hizmet edeceksem buna katılmıyorum. Çok ikiyüzlü bir tavır. Kelime haznemin çeşitliliği ve renkliliğini sonuna kadar savunmayı tercih ediyorum.

Gerçek bir kadın kalabalık arasında takılmaz

Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın yalnızdır. Erkek onu bir partide gördüğü zaman kimseyi tanımadığını hemen anlar. Büfenin yanında tek başına durmaktadır ve ona ulaşmak hiç de zor değildir çünkü etrafında aşılması gereken arkadaşlarından oluşan bir duvar yoktur. Ancak yalnızlığının özünde asosyal olması değil herkesle çok yakın ilişki kurmaktan hoşlanmıyor olması ve seçiciliği yatar. Kaldı ki yanına gelen erkekle sohbet etmesi ne kadar sosyal olduğunun göstergesidir. Kendine güven veren erkeklerle ilişki kurabilir ancak.

Kadınların düşündüğü: Burada güvendeyim. Kalabalığın arasına karışıp yılışık adamlarla muhattap olmaktan çok daha iyidir. En azından bu şekilde gerçekten beğendiğim bir adamla kontakt kurabilir ve onun bana yaklaşması için fırsat yaratabilirim. Ara sıra insanın buna da ihtiyacı oluyor. Ama arkadaş grubum olmadan dışarıya çıkmayı çok da tercih etmem.

Gerçek bir kadın topuklu ayakkabı giyer

Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın ne basket ayakkabısı (eğer Madonna değilse), ne çizme, ne balerin ayakkabısı, ne terlik, ne Birkenstock, ne de bot giyer. Hayır gerçek bir kadın sadece topuklu ayakkabı giyer. Tıpkı eskiden büyükannelerimizin zamanında olduğu gibi. Bacakların sonsuz görünmesini sağlıyor ve yürürken çıkan tıkırtı kulağa çok hoş ve kadınsı geliyor.

Kadınların düşündüğü: Kendimi spor ayakkabıların ya da düz sandaletlerin içinde rahat hissettiğim kadar hiçbir ayakkabıda hissetmiyorum. Tabii bunların da en orijinal olan modellerini seçmeye çalışıyorum. Tabii ki yüksek topuklu, sivri burunlu ayakkabılar da satın alıyorum (hem de en pahalısından) ve giyiniyorum. Ancak her gün yüksek topuklarla yürümeye çalışmanın ne kadar zor olduğunu da unutmamak gerek. Koşuşturma da cabası. Ayaklarımın isyanını duyar gibiyim. Rahat etmek istiyoruz!

Gerçek bir kadının saçları uzun olur

Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadının saçlarının içinde kaybolup orada yaşanabilmeli. Gerçek bir kadın aşk yaparken yeleleri boynuna dolanmalı ve sağa sola yayılmalı. Bu kesinlikle çok seksi! Eğer bir kadın saçlarını kesiyorsa bu kesinlikle düzene girmek içindir. Yoksa onları uzun bırakır. Bir erkeğin onları parmaklarıyla okşayıp şekil vermesi en doğal hakkıdır. Kadınların bazen topuz yapması da çok etkileyici olabiliyor. Özellikle mutfakta çalışırken aceleyle topladığı saçları çok seksi bir görüntü yaratabiliyor. Bunların hepsi çok kadınsı!

Kadınların düşündüğü: Son alışverişimizde birkaç etek ya da elbise satın almışsak saçımızı çok kısa kestirmeyiz. Farklı modelleri ve çeşitli boylardaki kesimler güzel ama enseye traş gerektiren çok kısa modelleri biz de çok tercih etmiyoruz. Boynumuzu ortaya çıkaran modelleri seviyoruz. Ama bunun için sadece at kuyruğu ya da topuz yapmak gerekmiyor. Kısa saç da boyun ve dekolte kısmım oldukça seksi gösterebiliyor. Bu yüzden erkeklere kısa saç ve feminenliğin paralel olabileceğini anlatmak lazım.

Gerçek bir kadın çivi çakmayı bilmez

Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın buzdolabının kapısını kapatmak, otomobil park etmek ve bilgisayarda "elma V" yapmak için bile bir erkeğe ihtiyaç duyar. Kadınlar zeki ve duyarlıdır ancak el becerisi gerektiren işlerde değil. Çünkü onlar tamirci değiller. Gerçek bir kadın erkeği duvarda matkapla delik açarken tayyörü ile yerde oturup onu seyreder. Çünkü matkabı kullanmaya kalkarsa mutlaka kırar ya da kendini yaralar. Ve erkeği tamiratı bitince tebrik etmek için alkışlar.

Kadınların düşündüğü: Her şeyi bildiğimiz gibi yaparsak erkeklerin onuru kırılabilir. Çünkü onlar kendilerini güçlü hissetmeyi sever ve bu tür minik işleri büyüterek üstün olduklarını kanıtlamak isterler. Yani egolarını okşamak gerek. Yamuk bile olsa duvara bir tabloyu asmayı becerdiklerinde mutluluktan bayılmamız gerekiyor. Eğer eleştirir ya da kendimiz daha iyisini yaparsak onların gözünde antipatik olabiliriz. Hangi erkek tıkanan lavaboyu açabilen ya da bozulan lambayı tamir eden bir kadından hoşlanır ki. Bizim görevimiz çekici çivi yerine parmağına vurduğu zaman pansuman yapmak ya da ağrıyan yerlerine masaj yapmak! Beceriksizliğiyle alay etmeyi aklınıza bile getirmeyin.

Gerçek bir kadın ev işlerinden anlar

Erkeklerin söylediği: Bu gerçek bir kadının doğasında vardır. Ev için en ekonomik alışverişi yapmayı bilir. Eve arkadaşlarımla geldiğimde yarım saat içinde sekiz kişilik yemeği parmağının ucuyla hazırlayabilir. Öte yandan bulaşık makinesini çalıştırabilir, çamaşırları asıp kuruyanları tek başına ütüleyebilir. Tüm bunların organizasyonunu yaparken hiç de zorlanmaz. Erkek çorabını arayıp da bulamadığı zaman yine o bulur. Neden biliyor musunuz çünkü o gerçek bir kadındır ve kayıp çorabın nerede olduğunu bilir.

Kadınların düşündüğü: Ne kadar istesek de "aradığın şeyi bulmak için benim gibi bakmayı bil" demeyiz. Her konuda yardımcı olur sadece çorap değil aradıkları her şeyi buluruz. Bir çorabın tekiyle mutlu olabilmeleri bizi eğlendirir çünkü. Oysa bizim ev işlerinden anlamak istediğimiz etrafı çiçeklerle süslemek, buzdolabının üzerine notlar bırakmak, omuzlara kondurulan bir öpücük ya da bir tabak yemekle romantizm gibi şeyler olsa da gerçek hayatta olaylar böyle seyretmez.

Gerçek bir kadın sadıktır

Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın, gerçek bir erkek gibi değildir. Gerçek bir erkek tek başına gezen yalnız bir kurda benzer. Özetle değişiklikten pek hoşlanmaz. Ara ara kendini dışarı atar ve yuvasına geri geldiği zaman hiçbir şeyin önemi yoktur. Gerçek bir kadın tıpkı dişi kurt gibidir ve minikleri korumak için yuvada kalır, erkeğini bekler. Eğer şehvet ve heyecan arıyorsa Madam Bovary gibi kendi seçimini yapmak zorunda kalacaktır.

Kadınların düşündüğü: Dişi aslan rolünü oynamamamız gerektiğini biliyoruz ama erkeklerin bizi dişi kurt olarak gördüklerini bilmiyorduk. Sadakat her iki taraf için de geçerli olmalı bu konuyu burada kapatmalı.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

İhanetin Sinyalleri!

9/6/2008 · Kategori: KADIN_ERKEK

Kocam -ya da karım- benim üstüme gül koklamaz diyorsanız, biraz daha dikkatli olmalısınız... Neden mi? Çünkü ihanet eden eşin tavırlarında değişiklikler oluyor. Her zamankinden daha farklı davranmaya başlıyor ve ihanet ettiği açıkça ortaya çıkıyor.

 

İşte aldatıldığınızı anlamanıza yardımcı olacak ipuçları...

Pahalı iç çamaşırları mı alıyor?

Spora mı başladı?
Yıllar yılı televizyon karşısında pinekleyen adam, birden spor yapmaya mı başladı?

Aman dikkat!

Eşiniz yediklerine dikkat etmeye, bol bol spor yapmaya başlamışsa kendini başka birine beğendirme arzusunda olabilir. Spordan eve gelip duşunu yaptıktan sonra dışarı çıkıyorsa bu bazı şeylerin ters gittiği anlamına gelir.

Seksten kaçıyor mu?
Yaptığınız her türlü fiziksel değişikliğe rağmen artık sizinle eskisi gibi birlikte olmuyorsa, sizinle seks yapmak onun için kayda değer bir anlam ifade etmiyorsa bu iyiye işaret değildir.

Yalan mı söylüyor?
Kısa süre içinde eşinizin üst üste yalanlar söylediğini ortaya çıkarıyorsanız bu hiç iyi değildir.

Soğuk mu davranıyor?
Yıllardır sizin ailenizi kendi ailesi olarak sayan hayat arkadaşınızın ayakları aile ziyaretleri konusunda geri geri gitmeye başladıysa bir sorun var demektir.

Çok mu çalışıyor?
Senelerdir değişmeyen işten çıkış saatlerinin aniden gecenin geç vaktine kadar uzaması tehlikeli bir işaret. Bitmek bilmeyen toplantılar, çıkılan iş yemekleri çalışma arkadaşlarından biriyle başlayan bir ilişkinin habercisi olabilir.

Kavga mı çıkarıyor?
Birlikte olduğunuz kişi hiç olmadık bir nedenle sizinle kavga ediyor, kaba davranıyorsa dikkatli olmalısınız.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::