Internete Kadınsı bir Dokunuş

4/10/2008 · Kategori: KADIN

Yemek tarifleri ve en güzel el işlerinin buluştuğu kendine özgün içeriğiyle ;

www.cafekadin.net
http://www.cafekadin.net/


Kadına dair herşeyin paylaşıldığı, yaşamınıza farklı bir ayna tutacak olan;

www.cafekadin.com
http://www.cafekadin.com/index.php


Sizlerle olmaktan büyük keyif alıyoruz!

Bu bir CafeKadin'lar zinciridir.






Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Sus(turul)muş Kadınlar...

4/6/2008 · Kategori: KADIN

 

''Biz ağaca bakıp geçtik hep, erkek egemen anlayışın göz yaylasına takılan buydu. Bakmamızın nedeni meyvesine olan açlığımızı gidemek içindi. Bu görme biçimi çıkarımızla da örtüşüyordu. Oysa kuruyan çıplak dallarını bir türlü yapraklarından göremiyorduk.''(Adil Duran)

Bu kadınlar tıpkı susturucu takılmış silahlar gibidir. Tetiğe bastığınızda hiç sesleri duyulmaz fakat bu silahlar hep geri teper ve kadın hep kendini yaralar. Her yara aldıkça daha fazla kan kaybeder gibi kişiliklerinden eksilirler. Ve birgün ne damarda akacak kan, ne kişilikten verilecek ödün kalır. Ezilen değil; yok olan kadındır. Kişiliğinden o kadar ödün verdikten sonra hayatın ne anlamı kalıyor ki?
Peki bu kadınların hergün daha da derinleşen açık yaralarla, hergün biraz daha tükenerek yaşam mücadelesi vermeye çabalamasında suçlu kim? ''Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin! '' diyerek hayvanla kadını bir tutan zihniyetle büyütülmüş erkek mi, yoksa; ''Erinin dediğinden çıkmayacaksın, o ne derse o olur, hem kocanın vurduğu yerde gül biter! '' diyerek erkeğin sözü ile Tanrı kelamını bir tutan zihniyetle beyni yıkanarak büyütülmüş zamanın kız çocukları, şimdinin kadınları mı? Tabularla, günahlarla büyütülmüş, flört etmesine izin verilmemiş, ömründe ilk tanıdığı erkek eşi olan kadınlar mı, erkeğe herşey serbest, hem erkeğin tecrübelisi makbuldür diyerek tecrübe ! kazanmış erkek mi? Evlilik imzasını atınca kadının tüm haklarını ele geçirdiğini düşünür bu susturucu erkek tipleri. Ve geçirirler de. Kadın ilk başlarda büyük aşkından dolayı susar. Sonraları aşk bitip yerini sorulara bırakınca konuşmaya çabalar ama bu sefer belki de aşağılanarak susturulur. Hiç bir işe yaramadığı, kafasının çalışmadığı, her yanlışın sorumlusunun kendisi olduğu öyle ustaca işlenir ki beynine, bir süre sonra kadın mankutlar gibi efendisinin sözünden çıkmamaya başlar. Taki; sevgi tükenene kadar.
Kadının sesini çıkarabilmesi için ekonomik özgürlüğünün elinde olması gerekir diye düşünülebilir. Ama günümüzde birçok kadın madden erkeğe bağımlı olmamasına rağmen hala susturulmakta. Dünyanın birçok ülkesinde ve bizim ülkemizde de kadınları koruma altına alan dernekler mevcut. Hele yabancı bir ülkede iseniz ne aç nede açıkta kalma gibi bir korkunuz asla olamaz. Neden mi katlanılıyor peki ? Katlanmak saçmalık elbette. Ama o kadın anne ise hele de birden fazla çocuk annesi ise bir yerde bağımlı olmaya mecbur kalıyor. En azından bir ayrılık durumunda biliyor ki çocukları da ayrı büyümeye mahkum olacaklar. Ve buna kimsenin hakkı yok diye düşünür bir anne. O uğruna hergün bir parça daha kaybolarak gezdiği çocuklarının, gün gelip ona hiçbir faydaları olmayacağını bile bile... Bazen bir kaç adım geride, bazen ısrarla önde kendini inandığı amaçlara adayan analar..
Belki abartıyorsun diyeceksiniz. Hayır az bile söylüyorum. Bunlar ister Anadolu olsun, ister İstanbul, isterse Avrupa. Her yerde karşılaşabileceğimiz hayat hikayeleri. Sonu ne mi olur? Umulur ki kadın bir an önce sessiz çığlıklarını dışa vermeye başlar. En sabırlısı eğer çocukları yüzünden susturulmaya katlanmışsa; onların kendi başlarının çaresine bakabilecekleri zaman sesini duyurmasıdır artık. Çocuk yüzünden değilse suskunluğu affınıza sığınarak aptal olduğuna kanaat getireceğim.
Erendiz Atasü'nün kitabından bir alıntı sunuyorum son söz olarak:
Yazara göre kadınlık "duygulardadır...'' Beden bir bitki gibidir, onun dilinden konuşman gerekir... Kendi kuralları vardır.. "Oksijensizliğe üç dakika, susuzluğa beş gün, sevgisizliğe her gün tükene tükene bir ömür boyu dayanır... "

 

-Alıntı-


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

8 ilde kadın sığınma evi açılacak

29/5/2008 · Kategori: KADIN

Birleşmiş Milletler (BM) Nüfus Fonunun teknik desteği, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün koordinasyonu ve AB’nin mali katkılarıyla hayata geçirilecek bir proje çerçevesinde 8 ilde kadın sığınma evi açılacak.
ANKARA - “Kadın Sığınma Evleri Projesi”nin başlatılması nedeniyle düzenlenen törende konuşan, Proje Koordinatörü Nazik Işık, kadın sığınma evlerinin Ankara, Antalya, Bursa, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, İzmir ve Samsun’da açılacağını bildirdi.

Işık, kadınların insan haklarının korunmasına katkıda bulunmak ve şiddete uğrayan kadınlara yeterli düzeyde koruma sağlamak üzere, belediyelere kadın sığınma evi kurup işletme konusunda destek vermeyi amaçlayan 11.8 milyon Avroluk projenin, ihalenin sonuçlanmasından sonra 1 yıl içinde tamamlanacağını belirtti.

Projenin alt bileşenlerinden olan “Kadınlara Yönelik Koruma Hizmetlerinin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında, “danışma merkezleri ve telefon hatlarında çalışacak kişilerin eğitilmesi, bu alanda çalışan kamu personeli ve kadın kuruluşlarının bilgi ve beceri ihtiyaçlarının tanımlanması, modern hizmet sunumlarının sağlanması, konuyla doğrudan ilişkisi olmayanların ise bilgi ve duyarlılıklarının artırılması, medya çalışanlarının bilgilendirilmesi, kamu kuruluşlarının kayıt sistemlerinin güçlendirilmesi” gibi hedefler belirlendiğini bildiren Işık, Mart ayında başlayan bu çalışmaların 2009 yılının Kasım ayında sona ereceğini belirtti. 8 ilin, belediyelerin istekliliği, il yöneticilerinin konuya duyarlılıkları, bu alanda çalışan 3 kadın kuruluşunun önerileri, coğrafi dağılım, ulaşım imkanları ve güvenliğin sağlanmasının kolay olması nedeniyle seçildiğini kaydeden Işık, proje kapsamındaki eğitimlerden, şiddete uğrayan kadınlara yönelik hizmetleri sunan tüm kuruluşların yararlanacağını söyledi.

“SAĞLIKLI BİR TOPLUMA GİDİŞTE ÖNEMLİ”
BM Nüfus Fonu Toplumsal Cinsiyet Programları Ulusal Koordinatörü Meltem Ağduk da kadına yönelik şiddet artarken buna karşı mücadelenin aynı hızla artmadığına dikkati çekti.

Bu konuda daha yoğun bir mücadele yürütülmesi gerektiğini belirten Ağduk, nüfusu 50 binin üzerindeki belediyelerde kadın sığınma evi açılması gerekirken, bunun uygulamaya geçirilemediğini söyledi.

Yerel yönetimlerin bu konuda istekli olmasına rağmen bilgi eksikliği bulunduğunu ifade eden Ağduk, sadece kadın sığınma evi açılmasının yeterli olmadığını, belli standartların da sağlanması gerektiğini vurguladı.

Bu projenin bir örnek oluşturacağını belirten Ağduk, sağlıklı bir topluma gidiş için bunun büyük önem taşıdığını kaydetti.

Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu adına konuşan Figen Tunçkanat ise üye devletlerin kadınların şiddete uğramaması için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduklarını bildirdi.

Şiddete uğrayan kadının gizliliğinin korunması ve bu hizmetin devamlılığının esas olduğunu anlatan Tunçkanat, üye devletlerin bu konuda ulusal planlarını hazırlamalarının teşvik edildiğini söyledi.

Tunçkanat, kadının temel insan haklarının korunması için pilot uygulama niteliğindeki projenin, AB’ye uyum sürecinde cinsiyet eşitliğiyle ilgili mevzuatın yürürlüğe girmesi açısından Türkiye’nin kararlılığına, birliğin verdiği desteğin bir göstergesi olduğunu bildirdi.

“DİĞER İLLERE DE ÖRNEK OLACAK”
İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürü Ercan Topaca da kadına yönelik şiddetin insan hakkı ihlali niteliği taşıyan toplumsal bir sorun olduğuna dikkati çekti.

Bunun, kadının fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik açıdan zarar görmesine ve acı çekmesine yol açan bir eylem olduğunun altını çizen Topaca, kadına yönelik şiddetle iş yeri, sokak, okul ve sosyal hayatın her aşamasının yanı sıra aile içinde de karşılaşıldığını belirtti.

Bu alanda gerçekleştirilen mevzuat değişikliklerini de anlatan Topaca, sosyal hizmet ve yardım konusunda sadece belediyelerin değil il özel idarelerinin de sorumlu olduğunu bildirdi.

Toplumların gelişmişliğinin kadın haklarındaki hassasiyetle ölçüldüğüne işaret eden Topaca, ülkede bu alanda olumlu ilerlemeler kaydedildiğini, aile içi şiddet ve töre cinayetlerine karşı yapılan düzenlemelerin bu konudaki kararlılığın göstergesi olduğunu söyledi.

Çocuk ve kadınlara yönelik şiddet ile töre ve namus cinayetlerinin önlenmesine yönelik Başbakanlık genelgesinin konuyla ilgili eylem planını oluşturduğunu kaydeden Topaca, “Proje çağdaş kadın sığınma evi modelini bununla ilgili kurum ve kuruluşların bilgi ve görgüsüne sunacak. Bu diğer belediyelerimize ve illerimize örnek olacak ve çalışmaları hızlandıracak” şeklinde konuştu.

 
 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!