Her kadın güzeldir, bir memesi olmasa bile!
28/5/2008 · Kategori: KADIN SAGLIGI
N F: Öncelikle bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Melda Irmakkesen: Ben Melda Irmakkesen , şu an emekliyim, uzun yıllar İstanbul'da özel sektörde çalıştım. Hayatımı dolu dolu yaşamaya gayret gösterdim. 16 senelik İstanbul maceramdan sonra şu an Mersin'de ikamet etmekteyim.
NF: Sağlığınız konusunda titiz misiniz? Yani kendini çok dinleyenlerden mi yoksa "boşver"cilerden misiniz?
MI: Ne yazık ki hastalık konusunda oldukça şanssız sayılacak bir yapıya sahibim. Ailemden gelen gensel bir rahatsızlıkla başladım hayata... En fazla güneyde yaşayanlarda görulen orak hücreli anemi hastalığım var. Bu hastalık nedeni ile oldukça sıkıntılı zamanlar yaşadım. Bu hayatın bana verdiği kötü bir piyango diyelim... Meme kanseri olmam daha sonra oluşan bir sağlık sorunu... Aslında ben çok fazla hastalıkları kendisine yakıştıran biri değilim ama yaşamam gereken şeyleri de ne yazık ki elimin tersi ile atıp ortadan kaldırma lüksüne sahip olamadım. Hastalıklarım süresince ailem ve arkadaşlarım en büyük desteğimdi. Onlar olmasa sanırım bu kadar çabuk atlatamazdım.
NF: Peki kanser olduğunuzu nasıl anladınız?
MI: Göğsümde birden bire ortaya çıkan minik bir topak ile başladı. Doktorlara gösterme sürecinden sonra biyopsi ve derken meme kanseri olduğum gerçeği ortaya çıktı.
NF: O zamana kadar aklınıza hiç kötü bir şey gelmedi mi?
MI: Aslında inanın hiç gelmedi. Size şaka gibi gelecek ama hiç unutmuyorum, biyopsim yapıldı. Hastanede dinlenme sürecindeyim, odama bir hanım girdi, meme kanseri ve tek göğsü alınmış. Nedendir bilemem, aman be dedim kendi kendime, benim nasılsa böyle bir şey başıma gelmez. Bunu düşünürken de o hanımın göğüslerine bakamadığımı hiç unutmam. Sanırım korkmuş ve bu gerçekle karşılaşmak beni sonsuz rahatsız etmişti. Ama gerçeği bana söyledikleri zaman ne kadar üzüldüğümü dün gibi hatırlıyorum.
NF: Zor bir soru ama kanser olduğunuzu söylediklerinde ne hissettiniz, ne düşündünüz?
MI: Tek hatırladığım, nasıl yani?? Önce yumurtalıklarım şimdi de memem, ben nasıl bir kadınım diye düşünüp, o anda tek aklıma gelen annemin çok üzüleceği idi... Zaten ben bunları düşünürken yanımda olan annemin koltuğa yığıldığını hatırlıyorum. Yani isyan ve öfke, anlatılır gibi bir duygu değil....
NF: Ne zaman emin oldunuz?
MI: Doktorlardan duyana kadar hala bir umut taşıyordum, ben meme kanseri olmam diye.
NF: Hayatta yapmaktan en mutlu olduğunuz şeyler nelerdir?
Sevdiklerimle bir arada olmak, ailem ve arkadaşlarım benim için çok önemliler.
NF: Bu hastalık hayata bakışınızla birlikte; yaşantınızda neleri değiştirdi?
MI: Vallahi ne desem yalan, zaten oldum olası hayatı seven birisi idim. Hayatı boş verdim, artık umursamaz biri oldum diyemeyeceğim... Ama insanlara karşı daha duyarlı olmak ve empati sahibi olmakla alakalı daha da geliştim...
NF: Kitap yazmaya ne zaman karar verdiniz ve neleri anlattınız?
MI: Meme kanseri olduktan sonra öylesine gelişti ve kaleme aldım. Meme kanseri olduktan sonraki süreçte yaşadığım deneyimlerimi anlattım. Meme kanserli bir kadının yaşadıklarını ve hissettiklerini paylaştım.
NF: Kitabınıza hangi yayınevlerinden ulaşabiliriz?
MI: Kitapatelyesi.com adresinden ulaşabilirsiniz
NF: Son olarak insanlara söylemek istediğiniz ve eklemek istediğiniz başka şeyler var mı?
MI: Benim başıma gelmez diye bir düşünce olmasın içinizde, lütfen erken teşhisin önemini unutmayın. Bir de yaşadığımda şunu gördüm ki meme kanseri olan kadınlarımız partnerleri tarafından veya eşleri, sevgilileri tarafından sanki onlar hiç hasta olmayacaklar gibi bir kenara itilebiliyorlar. Lütfen bunlara izin vermeyin...... HER KADIN GÜZELDİR, BİR MEMESİ OLMASA BİLE.....
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
İç çamaşırı alırken dikkat!
28/5/2008 · Kategori: KADIN SAGLIGI

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları, iç çamaşırı seçiminde nelere dikkat edilmesi gerektiğini şöyle sıralıyor:
- Bedene uygun, kesimi rahat, dar olmayan iç çamaşır giyilmelidir.
- Her tarafı pamuklu iç çamaşır kullanılmalıdır. Özellikle çamaşırın ağ kısmının mutlaka pamuklu olmasına dikkat edilmelidir.
- Genital bölge mümkün olduğu kadar kuru tutulmalıdır. Banyo yaptıktan, deniz veya havuzdan çıktıktan sonra iyice kurulanmalıdır.
- Kokusuz ve renksiz tuvalet kağıdı, ped gibi hijyenik ürünler kullanılmalı, deodorant, vajinal duş gibi ürünlerden kaçınılmalıdır.
Mutlaka ütüleyin
- İç çamaşırlarının yıkandıktan sonra ütülenmesi de, mikroorganizmaların ölmesi açısından önemlidir. Çünkü bu enfeksiyonlar sık tekrarlama eğilimindedir ve çamaşıra kuru ısı uygulaması, yani ütü yapılarak etkisiz hale getirilebilirler.
- Çamaşırların düzenli olarak ve sık sık değiştirilmesi gerekir.
Yumuşatıcı kullanmayın
- İç çamaşırlarını yıkarken, mümkün olduğu kadar yumuşatıcı kullanımından kaçınılmalıdır. Yumuşatıcılar ve bazı deterjan artıkları da çamaşırların yüzeyinde kalarak, kimyasal irritasyona sebep olur. Bazı mikroorganizmalar nemli, sıcak ortamlarda naylon ve naylon karışımlı ürünlerde daha çabuk ürer.
- Sıkı pantolonlar ve iç çamaşırları havalanmayı engelleyerek, mikroorganizmaların artmasına sebep olabilir. Islak mayo veya nemli iç çamaşır da bu enfeksiyonu artırır.
- Özellikle vajinal enfeksiyonu olan kadınların tamamıyla pamuklu iç çamaşırlarını tercih etmeleri ve mümkünse etek giymeleri sağlıklıdır.
- Göğüsleri sıkıştıran sutyen modellerinden kaçınılmalı, bedene ve vücut yapısına uygun sutyen kullanılmalıdır.
- Gebelik döneminde sutyen ölçüsü çok sık değiştiğinden, bu dönemde uygun ölçüde sutyen kullanımına daha çok dikkat edilmelidir. Özellikle gebeliğin son aylarında göğüs uçları hassaslaştığından, sentetik ürünlerden kaçınılmalıdır.
- Doğum sonrası dönemde bedene uygun emzirme sutyeni alınmalı, meme uçlarından süt gelebileceğinden, göğüs pedi kullanımına özen gösterilmelidir. Meme ucunun tahriş olmaması için pamuklu çamaşır önerilir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Sıfır beden doğurganlığı azaltıyor!
27/5/2008 · Kategori: KADIN SAGLIGI

Üreme kongresinde konuşan bilim adamları, kısırlıkta kilo kontrolünün önemli olduğunu, doğurganlığı olumsuz etkileyen faktörlere son yıllarda yaygınlaşan “sıfır beden modası”nın da katıldığını açıkladı
İzmir Çeşme’de düzenlenen “2. Güncel Üreme Endokrinolojisi, Yardımcı Üreme Teknikleri Kongresi ve 1. Üreme Tıbbı Derneği Kongresi”nde konuşan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Rafael Levi, gebe kalmada ve kısırlıkta kilo kontrolünün önemli bir rolü olduğunu söyledi. Doç. Dr. Levi şöyle dedi:
“Aşırı kilo ve zayıflık da kısırlığa yol açan etkenlerden. Genç kızlarımız sıfır beden olmaya özeniyorlar fakat bu, yumurtlama açısından son derece zararlı. Âdet düzeni bozulabiliyor, yumurtlama fonksiyonları zarar görebiliyor. Hanımları sıfır bedene özendirmemek gerekiyor.”
Kongrenin başkanlığını yapan Ege Üniversitesi Kadın Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erol Tavmergen de doğurganlığı olumsuz etkileyen başta gelen faktörlere dikkat çekti.
Sigara içiminin olumsuz etkilerini anlatan Prof. Tavmergen şunları söyledi:
“Sigara, hem kadında hem de erkekte ciddi sıkıntılar yaratabiliyor. Nikotinin gerek yumurta gerekse sperm hücrelerinde tahrip edici etkisi vardır ve kısırlığı tetikler. Sigara içen bir kadın, 1 - 4 yıl daha erken menopoza girer.”
Tavmergen, stres faktörünün de kısırlık konusunda ön plana çıkan sorunlardan biri olduğunu vurguladı.
Tavmergen, “Stres altında bulunma ve ‘Çocuğum olmayacak’ korkusu, gebe kalma oranını azaltıyor. Özellikle daha geç yaşlarda başlayan bu stres, olumsuz yönde etkiler yaparak yardımcı üreme destekleri (tüp bebek tedavileri) konusunda da kısıtlama yaratıyor” dedi.
Devlet, desteği azaltmayı planlıyor
Doç. Dr. Rafael Levi, devlet desteğinin tüp bebek uygulamalarında azaltılacağını ifade ederek şunları söyledi: “Üst yaş sınırının 40’tan 39’a indirilmesi düşünülüyor. Eskiden alt yaş sınırı yokken şimdi 23 yaş sınırı getirilmek isteniyor. Devlet, üç denemeye kadar karşılıyorken bunu ikiye indiriyorlar. İlacın yüzde 80’ini devlet karşılayıp, yüzde 20’sini katkı payı olarak vatandaş ödüyordu. Bunun da değişeceğini düşünüyoruz. Bu uygulamalar güçlük yaratacak.”
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!