Hamilelik ve Doğum Korkusunu yenin.

9/6/2008 · Kategori: HAMILELIK_BEBEK


 

 

Her insanın farklı korkuları vardır..Korkuları yenmemiz şüphesiz hayatımıza çok önemli katkıda bulanabilir.Doğum korkusuda bu korkular arasındadır.Bebeğinizi kucağınıza alacağınız gün yaklaştıkça korku ve panik başladıysa; uzmanların aşağıdaki önerilerini uygulayarak doğum fobisini yenebilirsiniz...

 • Sağlıklı bilgi edinin: Doktorunuzla konuşun ve kafanızdaki soruları paylaşın.

Fiziksel ve duygusal endişelerinizi birbirinden ayırt edin: Fiziksel sonuçlardan duyduğunuz endişeler; doğru ve güvenilir bilgi kaynaklarıyla normal düzeye çekilebilir. Ancak derinde yatan duygusal nedenlerden kaynaklanan doğum korkusu, doğuma dair doğru bilgilenmeyle giderilemeyebilir; psikolog yardımı gerekebilir.

Doğum sonrasındaki hayatınızı planlamaya çalışın: Nerede doğum yapacağınız, doğuma girecek doktor, doğum esnasında sizinle birlikte olacak yakınlarınız, eve döndükten sonra size destek olacak kişiler ve çalışıyorsanız işyerinizle ilişkiler gibi konuları doğumdan önce planlayın.

Kendinize zaman ayırın: Doğum öncesindeki aylarda rahatlamak için kendinize ve sizi rahatlatan aktivitelere vakit ayırmaya çalışın. Bu aktiviteler stresinizi azaltmanıza yardımcı olur.

Yardım alın: Doğum korkusu günlük yaşamınızı olumsuz etkilemeye başlarsa ve bunlarla tek başınıza baş edemediğinizi hissederseniz profesyonel yardım alın.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

HAMİLELİKTE CİLT LEKELERİ

28/5/2008 · Kategori: HAMILELIK_BEBEK

Hamilelik dönemini yaşayan bazı bayanların alın,yanaklar ve dudak üstünde oluşan lekelerden şikayetçi olmaları sık rastlanan bir durumdur.
Kahverengi yada genellikle sütlü kahve renginde olan bu lekelere hamilelik maskesi yada "Melazma" adı verilir. Bu lekeler hamilelik döneminde artan östrojen hormonunun, cilde rengini veren pigment hücrelerini olumsuz yönde etkilemesi sonucu oluşurlar. Genellikle 4. yada 5. ayda ortaya çıkan bu lekeler esmer ve koyu buğday tenli bayanlarda daha çok görülür. Tabii ki cildin genetik özellikleri de bu lekelerin oluşumuna zemin hazırlamaktadır. Dolayısı ile genetik özellikleri bakımından kişi hamilelik dönemini hiç leke problemi yaşamadan da atlatabilir.

Kalıcı olmayan bu lekeler doğumu takip eden aylarda kendiliğinden yavaş yavaş kaybolurlar. Güneş hamilelik lekelerinin oluşumunu hızlandıran,tetikleyen ve son derece olumsuz etkileyen bir faktördür.Hamile olmayan kişiler dahi yaz aylarında bilinçsizce güneş altında kaldıklarında leke ve pekçok cilt problemi yaşamaktadırlar.

Bebek bekleyen bir bayan yaşadığı hormonal değişimlerden dolayı , cildi çok daha ince ve hassas bir yapıda olacağı için güneşten tamamen korunmalıdır. Hamilelik döneminde oluşabilecek lekelerden korunmak yada en aza indirmek için:

Cildin temizliğine önem vermek,
Aşırı derecede makyaj yapmamak,
Kaliteli makyaj ürünleri kullanmak,
Cilt yapısına uygun nemlendirici kullanmak,
Belirli aralıklarla peeling yapmak,
Yaz aylarında mutlaka yüksek koruma faktörlü krem kullanmak ,
Yaz aylarında mutlaka geniş kenarlı şapka ve gözlük kullanmak,
Uzun süre güneşte kalmamak gerekmektedir.

Hamilelik döneminden sonra bu lekelerin çabuk bir şekilde geçmesi için pigmentasyon düzenleyici serumlar kullanılabilir. Ancak bu tür serumlar belirli oranda glikolik,laktik ve sitrik asit içerdiklerinden bayan eğer emzirme döneminde ise kesinlikle kullanılmamalıdır.

Bunun yerine bu lekeler tamamen geçinceye kadar cilt rengine uygun kapatıcı fondöten kullanmak en pratik yöntemdir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Dış Gebelik

28/5/2008 · Kategori: HAMILELIK_BEBEK

Sperm hücresi ile döllenmiş yumurtanın rahim dışında başka bir dokuya yerleşip orada gelişmesidir.

Dış gebeliğin en çok yerleştiği yer kadının fallop kanallarıdır (tüpler).
Bunun dışında yumurtalıkta (ovarian gebelik), karın içerisinde (abdominal gebelik), rahim ağzında (servikal gebelik) da olabilmektedir. Ayrıca rahim içerisinde normal bir gebelikle birlikte dış gebelik görülmesine heterotopik gebelik denir. Bu durum ortalama 10000 de 1 görülür.

Dış gebelik erken gebelik döneminde görülen ciddi komplikasyonlardan biridir. Oluşan gebelik dış gebelikse embriyo kaybedilmekte, anne hayatı da ciddi olarak tehlike altında kalmaktadır.

Günümüzdeki erken tanı yöntemleri ve tedavi seçeneklerindeki gelişmeler sayesinde hastalık erken dönemde, anne hayatını tehlikeye sokmadan tanınabilmekte, hatta annenin tüpünde hasarlanma meydana gelmeden tedavi edilebilmektedir.

Dış gebelik genellikle yumurtanın tüpler aracılığı ile rahime transferi sırasında oluşan bir problemden kaynaklanmaktadır. Kadın her adet döneminde yumurtalıklarından yumurta atar ve bu yumurta spermle birleşip gebeliği oluşturmak üzere tüpler aracılığı ile rahime doğru ilerler. Tüp içerisindeki kanalda oluşan herhangi bir darlık yumurtanın rahime doğru ilerlemesini fiziksel olarak engeller. Tüpteki bu darlık erkekten gelen spermin geçişine izin verirken yumurtanın geçişini engeller. Tüpte döllenen yumurta rahime doğru ilerleyemez ve darlık bölgesine yerleşerek orda gelişmeye başlar.

Dış gebelik nedenleri:
Geçirilmiş salpenjitis (tüplerin iltihaplanması): Dış gebelik geçiren kadınların %50'sinden fazlasının nedeni salpenjitistir. Salpenjitis cinsel yolla bulaşan bazı mikroorganizmaların (gonore ve klamidya gibi) tüplerde yaptığı enfeksiyondur. Bu enfeksiyon, çok ince olan tüp içi kanalları tam veya kısmi olarak tıkayıp, tüp içersindeki hassas mukozada mikroskopik boyutta zedelenmelere neden olur. Hastalık tüpleri tam olarak tıkarsa gebelik hiç oluşmaz ve durumda kısırlık oluşur. Eğer tüp kısmi olarak tıkanmışsa veya mukozada mikroskopik zedelenme varsa dış gebelik oluşabilir.

Doğuştan (konjenital) tüp anomalileri: Kadının tüpleri yapısal olarak yumurta geçişinin mümkün olamayacağı kadar dar olabilir.

Tüplerin etrafındaki yapışıklıklar: Geçirilmiş salpenjitis de tüp etrafında yapışıklığa neden olabilir. Ayrıca çeşitli hastalıklar nedeniyle alt karın bölgesine yapılan ameliyatlar sonrasında gelişen karın içi yapışıklılar tüplerin serbestçe hareket etmesini engelleyerek dış gebeliğe neden olabilir.

Doğum kontrol yöntemi başarısızlığı: Tüp bağlanması sonrası ve rahim içi araş kullanırken gebe kalınması halinde bu gebeliğin dış gebelik olması ihtimali biraz daha fazladır.

Kısırlık tedavisi: Kısırlığın bizzat tüplerdeki hasardan kaynaklanıyor olması, kısırlık tedavisi amacı ile yapılan girişimler ve ilaç tedavileri dış gebelik riskini bir miktar arttırır.

Dış gebelik toplumda yaklaşık 40-100 gebelikte bir görülmektedir. Son yıllarda dış gebelik vakalarında bir artış söz konusudur. Bunun sebebi eskiye oranla cinsel yolla bulaşan hastalık oranının artmış olması ve tanı yöntemlerindeki teknolojik gelişmedir.

Belirtiler nelerdir?
Dış gebeliğin henüz tüpte hasara yol açmadığı, karın içine kanamanın olmadığı erken dönemdeki yakınmalar çok belirgin değildir. Hiç bir yakınma da olmayabilir. Bununla birlikte alt karın bölgesinde ağrı, kasıkta tek taraflı ağrı, adet rötarı, genellikle lekelenme tarzında olan vaginal kanama, göğüslerde hassasiyet ve bulantı hissi sıklıkla rastlanılan şikayetlerdir. Dış gebelik tanı konmadan önce karın içine kanamaya başlamışsa bu bulgulara ilaveten, alt karın bölgesinde ani-keskin-şiddetli bir ağrı, tansiyon düşmesine bağlı baygınlık hissi (ve bazı durumlarda omuz ağrısı) belirginleşir.

Tanı araçları:
Beta hCG (b-hCG= serumda gebelik testi): İlk önce hastada gebelik varlığının saptanması için gebelik testi yapılmalıdır. Idrarda yapılan testlerde hatalı test sonuçlarına rastlanabilmesi nedeni ile serumda yapılan beta hCG testi tercih edilmektedir.

Hematokrit (tam kan sayımı): Dış gebelik kanamaya neden olmuşsa iç kanamanın şiddeti konusunda fikir verir.

Ultrason (vaginal ultrason): Kadın genital organlarının ayrıntılı olarak izlenebilmesine olanak sağlayan bir yöntemdir. Ultrasonografik olarak gebelik kesesinin nereye yerleştiği ve karın içi kanama olup olmadığı tespit edilebilir.

Kuldosentez: Gerekli görüldüğünde yapılan tanısal bir işlemdir. Vajinadan karın boşluğuna girilerek karın içi kanama olup olmadığı tespit edilir.

Dilatasyon küretaj: Ultrasonda rahim içi gebelik olmadığı tespit edildiğinde dış gebeliğe ait rahim içi değişiklikleri saptamak için yapılır.

Tedavi:
Tedavide izlenecek yol hastalığın tanı anındaki durumu ile ilgilidir. Eğer tüp hasarlanmadan ve iç kanama meydana gelmeden tanı konmuşsa hasta ameliyat edilmeden tedavi edilebilir. Son yıllarda kullanılmaya başlanan ilaç tedavileri (Methotrexate, Quinacrine) ile hastaya verilen ilaçlar tüpe yerleşmiş gebelik ürününün kanamaya yol açmadan sonlanmasını sağlamaktadır. Bu tedavide hastalar her an gelişebilecek iç kanama açısından sıkı bir takibe alınır. Seri olarak kan tahlilleri ile bhCG ölçümleri yapılır. Takipte bhCG düşüşü beklendiği şekilde gerçekleşmezse ikinci kür methotrexate veya cerrahi tedavi seçilebilir. Bunun dışında, vajinal yoldan dış gebelik materyalinin aspirasyonu veya gebelik kesesine toksik madde enjeksiyonu ile tedavi mümkün olabilir. Son çalışmalarda; sonraki gebelik açısından tedavi metotlarının birbirine üstünlüğü olmadığı bildirilmektedir.

Hastada iç kanama başlamışsa ilk önce kanama şoku ile mücadele edilir. Hastaya damar yolu ile sıvı tedavisi ve kan verilir. Acil olarak ameliyata alınır. Ameliyat açık karın ameliyatı olabileceği gibi laparoskopik olarak da yapılabilir. Ameliyatta gebelik materyali tüpten alınır, kanamalar durdurulur. Laparoskopik teknikle mikrocerrahi prensipleri uygulanarak tüpteki hasar giderilmeye çalışılır.

Erken tanı konmuş hastalarda tedavi sonuçlarının daha yüz güldürücü olması nedeni ile erken gebelik döneminde doktora başvurarak gebeliğin rahim içinde olup olmadığı tespitinin yapılması uygun olacaktır.
 


Kaynak: kadinvegebelik.org

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Boş Gebelik

28/5/2008 · Kategori: HAMILELIK_BEBEK

Düşükler her zaman aynı belirtilerle oluşmaz. Bazen kanama veya ağrı henüz başlamamışken teşhis edilebilen düşükler vardır. Gebelik kesesi görülmesine rağmen embriyonun gelişmemesi veya çok erken dönemde gelişmesinin durması nedeniyle görülmemesi Anembriyonik gebeliği düşündürür ve bu durum bir düşük türüdür. Boş gebelikte gebelik kesesini oluşturan zar ve plasenta mevcutken,içinde fetüs bulunmaz.

Belirtileri
Normal bir gebelikten hiçbir fark yoktur. Ancak ultrason kontrolünde farkedilebilir.Yapılan ultrasonda gebelik haftasına göre embriyo görülmesi gerekirken, görülmez.Bu durumda tanı konur.(Embriyonun abdominal ultrasonografide 6 haftalıkken, vajinal ultrasonografide ise 5.5 haftalıkken görülmesi gerekir.Yine de hesaplamada oluşabilecek hatalardan dolayı tanıda aceleci davranmamak,en azından bir hafta bekleyerek durumun seyri hakkında yeterli bilgi edinmek gerekir.)

Nedenleri
Sperm ve yumurtalarda kalite düşüklüğünden ya da kromozomal bir anomaliden kaynaklanır.Hemen kalıtsal olduğu düşünülmemelidir.O gebeliğe mahsustur,tekrarlama olasılığı düşüktür.Ancak 2 ya da daha fazla düşük yaşandığında anne ve babada genetik bir problem olduğu düşünülebilir.

Tedavi
Anembriyonik gebelik tanısının kesin olduğu durumlarda gebeliğin en kısa zamanda kürtaj ile sonlandırılması gerekir.Bir sonraki adet döneminden sonra tekrar gebelik denenebilir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Anne adayları sıcaklarda iki kat korunun!

28/5/2008 · Kategori: HAMILELIK_BEBEK

 

Sıcak hava erken doğum riskini artırdığından aşırı sıcakta dışarı çıkmayın.Hava sıcaklığının artması ile birlikte hamileler için zorlu bir dönem başlamış oluyor. Hamilelikte hormonlardaki değişimlere ve kan akımındaki hızlanmaya bağlı olarak vücut iç sıcaklığında doğal bir artış sözkonusudur.

 Gebeler buna bağlı zaten kendilerini devamlı sıcak hissederken, havaların da ısınması onları gerçekten sıkıntıya sokabilir. Bu sıkıntıyı en aza indirmek için bazı basit, uygulanması kolay püf noktalarını hatırlamakta fayda var.

ERKEN DOĞUM RİSKİ
Anadolu Sağlık Merkezi'nden Dr.Ebru Füsun Akbay, yaz sıcakların da hamilelere daha rahat bir dönem geçirmeleri için bilgiler verdi. Gebelikte bolca sıvı alımına dikkat etmek gerekir. Çünkü vücudun sussuz kalması rahimde kasılmalara dolayısıyla erken doğum sancılarına ve erken doğuma neden olabilir.

GÜNDE ON BARDAK SU
Ancak sıvı alırken dikkat edilmesi gereken sık idrara çıkarttığı için vücutta sıvı kaybına yol açan kahve, çay ve kola gibi kafein içeren içeceklerden uzak durulmasıdır. İçerdiği tuzlar nedeniyle vücutta şişliliği arttırdığı için gazlı soda türü içeceklerden kaçınmak gerekir. Önerilen günde en az 8 ila 10 bardak su içilmesidir. Mutlak gerekli olmadıkça saat 11.00 ile 16.00 arası güneşli havada dışarı çıkılmamalıdır. Daima gölge ve hafif esentili yerler tercih edilmelidir.


Ayaklarda şişme olabilir!
Hamileliğin son 3 ayında gebe her 3 kadından birinde ellerde ve özellikle ayaklarda şişme görülür. Hava sıcaklığındaki ve nem oranındaki artış vücuttaki şişmeyi fazlalaştırır. Uzun süre ayakta kalınması da şikayetlerin artmasına neden olur. Her fırsatta hamilelerin oturup ayaklarını yükseğe kaldırmaları, imkan varsa ayaklara ve bacaklara masaj uygulanması tavsiye edilir. Ayak banyoları, ayak ve ayak bileklerindeki şişliklerin inmesine yardım eder. Bu banyolara nane gibi doğal esanslı yağların katılması ayrıca ferahlık verir. Yüzük ve bilezik gibi aksesuarlar parmak ve eller şişmeden çıkarılmalıdır ki bunlar daha sonra kan akımını engellemesinler.
Sıcakların etkisini azaltmanın diğer bir yolu ise sık sık serin duş almaktır. Hatta imkan varsa havuzda veya denizde yüzerek ve oturarak serinlemek mümkündür. Evdeki küvetin içini doldurup içine oturmak da aynı etkiyi göstermektedir.
Hamilelikte yoğun egzersiz terleyerek aşırı su kaybına yol açtığı için uygun değildir. Yoga gibi hafif aktivitelerin yanı sıra özellikle suda egzersiz iyi bir çözümdür. Egzersiz sonrası su içilmesi ihmal edilmemelidir.
AÇIK renk güneş ışınlarını yansıtan kıyafetlerin seçilmesi tavsiye edilir. Pamuk, keten gibi doğal kumaşlardan oluşan geniş ve rahat kıyafetler terlemeyi önlediği gibi hareket serbestliği de sağlar.
Düz, ayaklarınıza nefes aldıracak, rahat ayakkabıların tercih edilmesi ayak şişmesinden doğacak sıkmayı ve rahatsızlığı azaltacağı gibi düşme riskinizi de azaltacaktır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::