Siyah Şeker-Beyaz Şeker
7/6/2008 · Kategori: GENEL SAGLIK

Şeker çeşitli bitkilerden (hurma, şeker kamışı, akçaağaç, pancar gibi) elde edilen tatlandırıcı bir besindir. Kimyasal açıdan şeker bir karbonhidrattır. 100 gram şekerde 395 kalori bulunmaktadır. Şeker yüksek kalori içermesi sebebi ile yakılması zor bir besindir. Yakılmadığı durumlarda bedenimiz fazla şekeri yağa dönüştürerek depolar.
Şekeri beslenmenin dışında tutmak zordur. Ama ölçülü tüketildiği takdirde şekere bedenimiz için yararlı bir besindir.
Şeker sadece işlenmiş olarak değil aynı zamanda meyvelerden de alınabilir. Üzüm, portakal şeker açısından zengin meyvelerdir. Özellikle çocukların içeceklerine ve yiyeceklerine işlenmiş şeker yerine pekmez ya da bal da konabilir. Pekmez ve bal doğal şeker olarak rahatlıkla kullanılabilir.
Son yıllarda yapılan araştırmalar göstermektedir ki sofralarımıza beyaz olarak gelen şeker, aslında bir dizi kimyevi işlemden sonra beyazlayabilmektedir. Bu tür kimyevi işlemlere tabi tutulmadan önce koyu kahverengi olan şeker, beyazlaştırma işlemi sırasında ilave kimyevi maddelerde yüklendiği için sağlık için doğal olmadığı ileri sürülmektedir. Bu tespitin neticesinde, doğal beslenme için "siyah şeker" (ya da "kahverengi şeker") yükselen bir tercih olmaktadır. Ne var ki, siyah şekere olan ilgiden dolayı kimi üreticilerin ucuz siyah şeker diye yemeklik boya ile kahverengileştirdikleri beyaz şekeri de piyasaya sürdükleri bir gerçektir.
Günlük kalori ihtiyacımızın yaptığımız işe ve ağırlığımıza göre 3200 ile 5000 kalori arasında olduğu düşünülecek olursa 100 gramlık şeker ile günlük ihtiyacımızın neredeyse 10'da birini bir seferde alırız. Bu şekeri yakabilmek için ise 45 dakika süre ile yürümemiz (ya da kalori değeri buna eşit başka bir aktivite) gerekmektedir.
Şeker tüketiminde ölçülü olmak bedenimizin yağ dengesi açısından çok önemlidir. Çocuklarımızı "tatlı ağız"lı (yani şeker düşkünü) yetiştirmek yerine hem kendimiz hem çocuklarımızı doğal yollarla şeker almaya alıştırmalıyız.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Bitki çayları ve faydaları
7/6/2008 · Kategori: GENEL SAGLIK

Günümüzde bitki çaylarının önemi her geçen gün artıyor. Aktarlarda ya da poşetle satılan çayları bilinçli tüketmek çok önemli. Bunun için bitki çaylarını daha yakından tanıyalım.
Adaçayı
Sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını giderir, mide bulantısını keser. Nezle ve boğaz ağrılarına iyi gelir. Mikrop öldürücü özelliği vardır. Zihni açar, uyarır. Doğal östrojen içerdigi için, menapoz döneminde tavsiye edilir. Ayrıca astım hastaları için yararlıdır.
Ihlamur Çayı
Öksürüğe iyi gelir, solunum yollarındaki mukusları temizler. Bronşit ve solunum yolu problemleri için faydalıdır. Gevşetici, sakinleştirici ve terletici özellikleri vardir. Uyku verir. İştah kesicidir.
Isırgan Otu Çayı
Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Yüksek oranda demir içerdigi için kansızlığa iyi gelir. İnsüline bağlı olmayan şekeri düşürür ve anne sütünü arttırır. Romatizmalara iyi gelir.
Kusburnu Çayı
Isıya uzun süre dayanıklı C vitamini içerir. Vücudu kuvvetlendirir. Hemoroide, gribal enfeksiyonlara, kolesterole, yorgunluğa, varislere, romatizmaya ve dolaşım bozukluklarına karşı yararlıdır. Etkin bir kan temizleyicidir. Kahverengi yağ hücrelerinin metobolik hareketlerini arttırarak depolanmış sarı yağın yakılmasını hızlandırdığından, kilo kontrolüne yardımcıdir.
Melissa Çayı
Sinir sistemi dengeler, antidepresandir. Sakinlestirici etkisinin yanı sıra, tansiyon düşürücü ve idrar söktürücüdür. Yatıştırıcı özelliğinden dolayı aynı zamanda spazm önleyicidir. Sindirime yardımcıdır.
Nane Çayı
Mide ile ilgili problemlerde (sindirim sistemi rahatsızlıkları, ishal, bulantı ve kusma gibi) rahatlatıcı ve ferahlatıcı etkisi vardır. Ayrıca, kalp ritm bozukluklarına, başağrısına, ateşe iyi gelir. Enerji vericidir.; yorgunluğu giderir, hafızayı kuvvetlendirir.
Papatya Çayı
Sakinleştirici ve rahatlatıcıdır. Sinir sistemi problemlerine bağlı huzursuzluğa, uykusuzluğa; ayrıca hazımsızlığa, gaza, mide spazmına ve kramplarina iyi gelir. İştah açar ve idrar söktürür. Özellikle çocuklarda, sinire ve gerginliğe bağlı mide problemlerinde rahatlıkla kullanılabilir. Yaraların iyileşmesini hızlandırır; ağızda çıkan yaralar ve egzema için tedavi edicidir.
Rezene Çayı
Hazmı kolaylaştırıcıdır. Sindirim sistemini rahatlatır, gaz ve kolit problemlerine iyi gelir. Özellikle metabolizması yavaş çalışanlara önerilir.
Sarı Kantaron Çayı
Antideprasandır. Stress ve uyku düzensizlikleri, mevsim değişikliklerinde ortaya çıkan psikolojik rahatsızlıkların yani sıra, safra kesesi problemlerine de iyi gelir. Virüs kaynaklı enfeksiyonlarda tavsiye edilir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Ayak sağlığınız ayakkabı seçimi ile başlar...
5/6/2008 · Kategori: GENEL SAGLIK

Ayakkabı Dünyası Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Akbacakoğlu, “Ayak sağlığının doğru ve kaliteli ayakkabı seçiminden başladığını göz önünde bulundurarak, böylesine özen isteyen bir işte maksimum hassaslık göstermek gerekir” dedi.
Fatih Akbacakoğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, insanlık tarihinin en eski dönemlerinden beri ayakkabının ayakları dış etkenlerden ve soğuktan korumak için kullanıldığını belirterek, önceleri rahatlığına ve işlevine önem verilen ayakkabının, zamanla modanın en tutkulu parçası haline geldiğini ifade etti.
Günümüzde daha fazla marka, daha hızlı ve teknolojik üretim, daha fazla tasarım, daha kaliteli ve ulaşılabilir hizmet gibi tüketici açısından olumlu görünen gelişmelerin de olduğunu anlatan Akbacakoğlu, açıklamasında şu görüşleri savundu:
“Bu gelişmelerin yanı sıra markaların maliyetleri düşürürken, kaliteli üretim standartlarını önemli ölçüde göz ardı ettiğini görmeye başladık. Estetik açıdan modayı yansıtan, albenili, ancak kalitesiz, sağlıksız ve dayanıksız ayakkabılar, çok büyük perakende zincirlerinde rafları doldurmaya başladı”
Akbacakoğlu, sırf ucuz olsun diye kalitesiz ve insan sağlığına zararlı malzeme ve kimyasallarla üretilen ve aynı zamanda şekil olarak da gerekli standartlar gözetilmediğinden ayaklarda ortopedik ve podiatrik rahatsızlıklara da sebep olabilecek milyonlarca ayakkabı üretimi yapıldığını ileri sürerek, şunları kaydetti:
“Uygun fiyata alışveriş etmek isteyen müşteriler için eğer dikkat edilmezse çok büyük bir tuzak bu. Hem uygun fiyat, hem de kaliteli ürünü gözetmek gerek. Bu aşamada bilinçli tüketici olmak gerek. Çünkü iddialı ucuzluk ve uygunluk vaatleri doğrultusunda alışveriş yapan müşteriler, kalitesiz suni deri kullanımı ve yanlış uygulamalarla üretilen ayakkabılar sonucu sağlıklarından oluyorlar.”
Akbacakoğlu, ayakkabının insan sağlığı açısından önemine işaret ederek, “Ayaklarımız tüm vücudun yükünü taşıyan ve hareketi sağlayan organımız olarak, özel bakıma ihtiyaç duyar. Ayak sağlığının da doğru ve kaliteli ayakkabı seçiminden başladığını göz önünde bulundurarak böylesine özen isteyen bir işte maksimum hassaslık göstermek gerektiğine inanıyoruz. Biz ayak sağlığına, hem perakendede kaliteli hizmete ve hem de daha fazla modaya yatırım yapıyoruz. Çünkü ayakkabı hem modelinde, hem üretiminde, hem servisinde hem de satış sonrası hizmetlerde özen ister” diye konuştu.
DOĞRU AYAKKABI SEÇİMİ
Ayak sağlığı ve bu konudaki şikayetlerin en aza indirilmesinde, uygun ayakkabı seçiminin, önem verilmesi gereken bir konu olduğunu ifade eden Fatih Akbacakoğlu, “Rastgele, sonradan genişler düşüncesiyle alınan ayakkabılar ayak sağlığını olumsuz etkilemektedir” dedi.
Akbacakoğlu, tüketicilerin,şikayetlerini en aza indirmek için işe güvendikleri bir markadan alışveriş yaparak başlaması gerektiğini ifade ederek, ayakkabı seçiminde tüketicilere bazı önerilerde bulundu.
“Aslına bakarsanız güzellik uğruna neredeyse tüm bayanların tercih ettikleri yüksek ökçeli ayakkabılar tıbben zararlıdır” diyen Akbacakoğlu, “Ancak güzel ve şık modellerin stil göstergesi olduğu günümüzde, yüksek ökçe seven bayanların en azından yüksek ökçelerle geçirdikleri zamanı en az seviyeye çekmeleri faydalı olacaktır” dedi.
ALTIN KURALLAR
Fatih Akbacakoğlu, tüketicilerin ayakkabı seçiminde dikkat etmeleri gereken diğer özellikleri ise şöyle sıraladı:
* Her zaman sağ ve sol tekin mutlaka denenmesi gerekir, çünkü sağ ve sol ayak nadiren aynı olur. Almayı düşündüğünüz ayakkabıyı mağaza içinde yürüyerek deneyin. Ayaklarınızdan biri daha büyükse, numara tercihinizi büyük olana göre yapın.
* Kadın, erkek, çocuk tüm ayakkabılar için kaliteli üretime dikkat edilmesine, mümkünse deri ya da kaliteli suni deri ve tekstil malzemelerinden yapılmış olmasına dikkat edilmelidir.
* Ayakkabınız satın alma anında rahat olmalıdır, her ayakkabı zamanla açılmaz. Ayakkabı alışverişi için en uygun zamanlar öğleden sonra vakitleridir, çünkü bu saatlerde ayak şiştiği için ayağınıza rahat olan ayakkabı alırsınız. Ayakkabınız arka, ön ve yanlardan ayağınıza tam oturmalıdır.
* Ayakkabınızı denerken ne tür çoraplarla kullanacaksınız onunla birlikte deneyin. Astar kullanılmayan ayakkabılar daha rahat ve yumuşaktır, fakat ayağınızı ilk birkaç kullanımda boyayabilir. Bu boyama zamanla geçecektir.
* Deri, kösele ve üzeri dikişli ayakkabıların bir miktarda olsa su geçirmesi normaldir. Bu nedenle bu tür ayakkabılar yağmurlu günlerde daha dikkatli giyilmelidir.
* Ayakkabınızın ayağınıza iyi oturduğundan emin olmalısınız. Ağırlığın dağılımı açısından önden, yandan ve arkadan ayağınızı rahat hissetmelisiniz. Baş parmağınız ayakkabının ön kısmıyla asla temas etmemeli. Ayağınızın en geniş kısmı, ayakkabının en geniş kısmıyla örtüşmeli.
realage
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Güneş Gözlüğü deyip geçmemek lazım
28/5/2008 · Kategori: GENEL SAGLIK

Uzmanlar uyarıyor, ultraviyole ışınlarını süzdüğüne dair sertifikası olmayan güneş gözlüğü alımayın... Güneş gözlüğünün iyi bir koruma sağlayabilmesi için yüksek derecede ultraviyole süzen bir camdan yapılması gerekiyor...
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur, güneşten gelen ışınların bir kısmının, özellikle de mor ötesi (ultraviole-UV) ve kırmızı ötesi (infrared-IR) ışınlarının insan sağlığı için zararlı olduğunu söyledi.
Uzun süre güneşte kalınmaması gerektiğini bildiren Prof. Dr. Recep Akdur, “Güneş, başta göz ve cilt olmak üzere bir takım organlara zarar verir. Son yıllarda ozon tabakasının incelmesi nedeniyle güneşten gelen zararlı ışınların miktarı daha da artmıştır. Bu nedenle, özellikle yaz aylarında güneş gözlüğü takmadan güneşe çıkılmamalı ve plaja gidilmemelidir. Bu konuda çocuklara daha büyük özen gösterilmelidir” uyarısında bulundu.
Güneşin zararlı ışınlarının gözdeki korneayı kurutmasının, kaşıntı, batma, yanma ve kanlanma gibi şikayet ve hasarlara neden olduğuna işaret eden Prof. Dr. Akdur, bu kuruluk nedeniyle gözde enfeksiyonların (konjonktivit) oluştuğunu belirtti. Akdur, şunlara işaret etti:
“Güneşe maruziyet aşırı ve uzun süre olursa gözün saydam tabakası kalınlaşır ve göz merceğinin içindeki proteinlerde bozulma nedeniyle katarakt gelişir. Daha da kötüsü gözün retina tabakasında hasar meydana gelir ve tüm bu nedenlerle kişinin görmesi bozulur. Bunlar geri dönüşü olmayan kalıcı hasarlardır. Bu hasarların daha da ilerlemesi halinde görmede azalma ve hatta körlük oluşabilir.”
ÖNERİLER
Güneşin zararlı ışınlardan korunmanın en kesin yolunun, özellikle 10.00-14.00 saatleri arasında açık alanlara çıkılmaması ve güneşe maruz kalınmaması olduğunu vurgulayan Akdur, şu uyarılarda bulundu:
* Yaz aylarında sokağa çıkarken, özellikle de plaj ve benzeri açık alanlara giderken mutlaka güneş gözlüğü takılmalıdır.
* Güneş gözlüğünün koruyucu olabilmesi için sahte olmaması gerekir. Sahte gözlükler, güneşten gelen zararlı ışıklara karşı gözü korumadığı gibi, aksine göze gelen zararlı ışıkların miktarını artırarak daha da zararlı sonuçlar doğurmaktadır. Sahte gözlük takmaktansa hiç takmamak daha iyidir. Bu nedenle, güneş gözlüğü alırken ve seçerken çok dikkatli olunması gerekir.
* Güneş gözlüğünün iyi bir koruma sağlayabilmesi için yüksek derecede (en az yüzde 70-80) ultraviyole süzen bir camdan yapılması gereklidir. Bu konuda polarize camlar son derece başarılıdır. Gerçek güneş gözlüklerinin ultraviyole ya da mor ötesi ışınları süzdüğüne dair bir sertifikası vardır. Gözlük alırken bu durum soruşturulmalı, ultraviyole ışınlarını süzdüğüne dair sertifikası olmayan güneş gözlükleri alınmamalıdır.
* Sağlık Bakanlığı, ithal güneş gözlükleri için sertifika mecburiyeti getirmiştir. Gözlük alırken sertifikası ve garantisi olup olmadığı soruşturulmalı ve Sağlık Bakanlığından ruhsatı, firma garantisi olmayan gözlükler alınmamalıdır.
* Güneş gözlüğünün camı kadar şekli ve yüzde duruşu da önemlidir. Her şeyden önce güneş gözlüğü çerçevesi kişinin yüz yapısına uygun olmalı ve göz çevresini çepeçevre sarmalayarak, gözlere yakın durmalıdır. Güneş gözlüğünün iyi bir koruma sağlayabilmesi için, gözü üstten ve yandan gelen ışınlara karşı da koruması gerekir. Bu nedenle de çerçeve buna göre düzenlemiş olmalıdır.
* Bu konudaki en köklü çözüm, sahte güneş gözlüklerinin satışının yasaklanması ve piyasanın bu konuda denetlenmesidir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
Genel İlk Yardım Bilgileri.
27/5/2008 · Kategori: GENEL SAGLIK
Herhangi bir kaza veya hayatı tehlikeye düşüren bir durum karşısında sağlık personelinin yardımı sağlanıncaya kadar hayatın kurtarılması yada durumun daha kötüye gitmesini önlemek amacıyla ilaçsız olarak yapılan uygulamalara ilkyardım denir.
İlkyardımcı kişiler aldıkları eğitimlerle sağlık mesleğine mensup kişilerin yetki ve sorumluluklarını kazanmadıklarını bilmelidirler. İlkyardım eğitimi kişilere sağlık personelinin yetkisinde bulunan bazı uygulamaları yapabilme yetkisi vermeyecektir.
İlkyardımcı uygulamalarda kesin karar verme yetkisinin sağlık personelinde olduğunu bilmelidir. Onun yardımcısı durumunda hareket etmeli ve tartışmamalıdır. Hasta en yakındaki sağlık kuruluşuna götürülmeli uzak hastanelere götürülmeye çalışılmamalıdır.
İlkyardım yapan kişinin özellikleri:
Sakin olmalıdır, telaşa kapılmamalıdır. Hasta ile onu rahatlatacak tonda konuşmalıdır. Hiçbir zaman kendi can güvenliğini tehli***e atmamalıdır. Kendi can güvenliğini aldıktan sonra müdahale etmelidir. Çevrede bulunanları organize etmeli (polis, itfaiye, ambulans çağırma konusunda) Hastaya müdahalede önem sırasını iyi bilmeli örneğin nefes almayan bir hastanın ayağında kanayan bir yara ile uğraşmamalıdır.
İlkyardım ilkeleri ve öncelikler:
Öncelikli amaç yaralı kişinin hayatının korunması ve mevcut sağlık durumunun daha kötüleşmesini önlemektir. Kanaması olan bir hastanın kan kaybı devam ettikçe mevcut durumu da kötüleşecektir. Kanama durdurulursa mevcut durum korunmuş olur ve sıra iyileşmeyi kolaylaştırıcı önlemlere gelir. Örneğin yara su ve sabunla yıkanır ise enfeksiyon oluşma riski azalır ve iyileşme hızlanmış olur.
Hastanın boynunu sıkan kravat düğme vs. gibi şeyler gevşetilir. Solunum kontrol edilir. Durmuş ise yapay solunum yapılır. Hastanın kalbi kontrol edilir. Eğer kalp atımı yok ise gecikmeden kalp masajı uygulanır. Kanama kontrolü yapılır kanama varsa daha sonra anlatılacak olan tekniklerle durdurulur.
Çevredekilerin hastanın başına toplanıp onu huzursuz edecek biçimde konuşmaları engellenir. Kazazede kendine gelse, kendini iyi hissetse bile durumundan emin olunmadan ayağa kalkmasına izin verilmemelidir. Bilici kapalı hastalara ağızdan hiçbir yiyecek yada içecek verilmez. Hastanın üzerine bir battaniye örtülerek ısıtılması gereklidir. Kaza ortam koşullarına bağlı ise hemen ortamdan uzaklaştırılmalıdır (örneğin gaz zehirlenmesi) ancak böyle bir neden yoksa hastanın yerinden kıpırdatılmaması esastır. Kırık varsa kırık bölgesi hareketsiz bırakılır. Şok var ise şokla savaşılır. Bilinci açık ise sakinleştirilir. Hastanın ağzında toz toprak kırık diş vs. olabileceği akla getirilmeli ve temizlenmelidir. Hastaya turnike uygulanmış ise bu bildirilmelidir. İlkyardımcının kaza yerinde kalmasını gerektirecek bir neden yoksa hastaneye kadar yaralı ile birlikte gitmelidir.
İlkyardımın A B C si:
A: Hava yolunun açılması
B: Solunumun düzenlenmesi
C: Dolaşımın sağlanması
Hastaya saplanmış herhangi bir şey varsa bunlar çıkartılmaz.çıkartılmaya çalışılırsa hasta ölebilir. Ameliyatla hastanede çıkartılır. Mümkünse kesilir veya sökülür. Elbiselerin çıkartılmasında hırpalayıcı hareketlerden kaçınılmalıdır. Önce sağlam kol ve bacak çıkartılır. Hırpalanma olacaksa kesilip çıkartılmalıdır. Yanık olan bölgelerde elbiseler kesinlikle sıyrılmamalı kesilip çıkartılmalıdır.
Hastanın veya ilkyardımcının hayatını tehdit eden bir durum yoksa hastanın durumu kontrol altında değilse hareket ettirilmemelidir taşımaya en elverişi araç sedyedir.
Bilinç Kaybı ve Koma:
Bilinç kapalı kişilerde 5 duyu ile algılama ortadan kalkar. İleri derecede komada ise ağrılı uyaranlara cevap veremez.bilinci kapalı kişiler.
1- Yardım isteyemez.
2- Dikkatli değerlendirilemez ise ölü sanılabilirler.
3- Nedene yönelin tahmin hayat kurtarabilir.
4- Kolayca zarar görebilirler.
5- Solunum yolu tıkanmış olabilir.
6- Hasta kusabilir kusmuk solunum yollarına kaçabilir.
7- Refleksler ortadan kalkmıştır.
En ileri bilinç kaybına koma denir. Çeşitli nedenlerle oluşabilir. İlk olarak hava yolu açılır. Soluk alıyor ise koma duruşuna getirilir. Soluk almıyor ise yapay solunum başlanır. Nabız kontrol edilir. Kalp durmuş ise yapay solunumla birlikte kalp masajı ile birlikte yapay solum devam ettirilir. Kalp ve solunum geri döndükten sonra koma duruşuna getirilerek hastaneye nakledilir.
Kafa travmalarına bağlı komalar:
Beyin sarsıntısı, zedelenme, kanama koma nedeni olabilir. Kaza sonrası kulaktan veya burundan kan veya beyaz bir sıvı gelmesi kırık riskini ve ileri derecede beyin sarsıntısını gösterir. Kafa travmasına uğrayan kişinin muayenesi normal olsa bile 24 saat süre ile yalnız kalmamalıdır. Derin uykuya dalar ve uyanmazsa, fışkırır tarzda kusarsa en yakın hastaneye götürülmelidir. Bu süre içinde ağrı kesici ve uyku ilacı verilmemelidir.
Ölüm:
Çevre ile anlamlı iletişim kurma yeteneği kaybolur. Bilinç kaybı ve hava yolu tıkanıklığı bunu izler dil kökü geriye kayarak soluk borusunun ağzını kapatır. Daha sonra solunum durur. Solunum ile sağlanan oksijenin kesilmesinin 1-2 dk ardından kalpte durur. Kalbin durmasına klinik ölüm denir. Kalbin durması ile bütün hücrelere oksijen gitmesi engellenir. Oksijensizliğe en duyarlı hücreler beyin hücreleridir. 4-6 dk sonra beyinde geri dönüşü olmayan doku ölümü olur. Beyin hücreleri öldükten sonra kalp çalışacak olursa kişi bitkisel hayata girer. Soğukta beyin ölümü gecikebilir. İlkyardımcı kişinin ölüp ölmediğini değerlendirmelidir. Nabız alınmıyorsa (boyundan, bilekten, kasıktan) kulak göğse dayanıp dinlendiğinde ses duyulmuyorsa. Soluk almıyorsa, gözler mat bulanık ve kaymış durumda ise her iki gözbebeği de ileri derecede genişlemişse vücut gittikçe soğuyorsa ölmüş demektir.
Görüldüğünden daha önemli olan durumlar:
Bilinç kaybı
İç kanama olasılığı kuşkusu
Püskürür tarzda kusma kafaya darbe geldikten sonra veya darbe ile birlikte bilinç kaybı olması.
Delici yaralar
Eklemlere yakın yaralanmalar
Kırık olasılığı
Göz yaralanmaları
Elektirik çarpması
Etkeni bilinmeyen zehirlenmeler
Hava Yolu Tıkanıklığı:
Oksijen olmazsa hücreler kaçınılmaz olarak ölürler. Beyin hücreleri oksijene en duyarlı olanlardır. Genellikle oksijensizliğe 3 dk dayanabildiği kabul edilir. Kalp hücreleri oksijensizliğe 20-30 dk dayanabilirler. Deri ve tırnaktaki hücreler oksijensizliğe en çok dayanan hücrelerdir. Solunum dakikada 12-20 kez olur. Ve beyin sapı tarafından kontrol edilir. Solunum yolu tıkanırsa 2 dk içinde bilinç kaybı olur. 5-10 dk içinde kalp durur. Hava yolu tıkanıklığına dilin geri kaçması, yabancı cisimler nefes borusunun şişlikleri ve ödemi neden olur.
Dil tabanının geriye sarkmasına bağlı tıkanıklıklarda hava yolu birkaç yöntemle açılabilir. Sırtüstü yatırılır. Baş geri bükülür boyun desteklenerek kaldırılır. Boyun kırığı riski varsa yapılmamalıdır. Bebekler dede uygulanabilir.
Baş bükülürken çene kaldırılması. Buda boyun kırığı riski varsa yapılmamalıdır.
Üçlü havayolu manevrası: Baş geri bükülürken çene öne çekilir alt dudak aşağı itilir.
Çeneye baskı yöntemi hasta sırtüstü yatarken çene öne çekilir baş nötral durumda kalır. Boyun kırığı riskinde uygulanabilir.
Koma duruşu: Hasta sol yana çevrilir.sol bacak ve kalça içe bükülür. Baş kol üzerinde yarı yüzüstü durumudur. Boyun kırığı tehlikesi varsa kullanılmaz.
Yabancı Cisim :
Hasta birdenbire konuşamaz hale gelir. Soluk alamadığını belirten işaretler yapar. Hastanın öksürükle yabancı cismi çıkarabilmesi için akciğerlere kısmen hava girmesi gereklidir.
Sırta darbe yöntemi ile kürek kemiklerinin arasına el tabanı ile 4 kez sert darbe vurulur. Göğüsten desteklenmelidir.
Elle bası: Karnın üst kısmına veya göğse bası yaparak adeta yapay öksürük oluşturma durumudur. Çocuk ve bebeklerde karna baskı uygulanmamalı sırta darbe ve göğse baskı uygulanmalıdır.
Parmakla sıvazlama. Bu yöntemler etkisiz kaldı ise çene ve dil başparmak ve parmaklarla yukarı çekilir. Nefes borusunun ağzı görülür. Bu uygulama ile öksürük refleksi uyarılır elin işaret parmağı ile boğaza yakın cisimler çıkartılır. Başka bir cisim sokulmalıdır.
Solunumun Durması:
Solunumu durmuş kişilerde vakit kaybetmeden yapay solunuma geçilmeli buda ağızdan ağza veya ağızdan buruna hava verilerek yapılmalıdır. Çoğu zaman suda boğulmalarda hastanın midesindeki ve akciğerindeki suyu çıkartmak için gereksiz yere zaman kaybedilmektedir. Oysaki midedeki suyun herhangi bir zararı yoktur. Akciğerdeki suyunda çıkarılması mümkün değildir.
Hasta sert bir zemine sırt üstü yatırılır. Ağız içi sıvazlanarak içinde kusmuk, toprak, yosun, kırık diş, takma diş vs varsa çıkartılır. Çene yukarı çekilirken baş hafif geri yatırılır. Ağızdan solunum yapılacaksa burun burundan yapılacaksa ağız kapatılır. Derin nefes alınır. Çapraz olarak ağız ağza yerleştirilir. Göğsün kabarmasına yetecek kadar nefes verilmelidir. Baş yana çevrilerek yeniden nefes alınır. Bu işlem 3-4 sn de bir tekrarlanır. Hastanın kendi solunumu gelene kadar tekrarlanır.
Kalp Durması:Kalp Durmasında hastanın bilincinin kapalı olduğunu kalp atımlarının nabız hissedilmediğini görürüz. Boyunda şah damarı kalp atımlarının en kolay hissedildiği yerdir.
Kalp Masajı: Kesinlikle kalp durduğundan emin olduktan sonra yapılmalıdır. Hasta sert bir zemine sırt üstü yatırılır. Hastanın ayaklarının altına bir yastık konur. Kalbe kanın dönüşü kolaylaşır. Göğüs kemiğinin 1/3 alt kısmına gelecek şekilde el ayası altta diğer el ayası alttaki elin üstünde olacak şekilde baskı uygulanır. Parmaklar göğse değmemelidir. Kollar dirsekten bükülmeden baskı uygulanır. Normal bir erişkinde göğüsün 4-5 cm aşağı inmesi yeterlidir. Dakikada 80-100 kez masaj yapılır. Her 5 kalp masajından sonra 1 kez yapay solunum yaptırılır. Eğer tek kişi var ise her 15 kalp masajından sonra 2 kez yapay solunum yaptırılır.
Suda Boğulma:İster tuzlu suda ister tatlı suda boğulma olsun yapılacaklar aynıdır. Boğulma sırasında soluk borusunun kasılmasına bağlı olarak çok az miktarda su akciğere gider. Soğuk havada suda boğulanlarda 20-30 dk geçse bile yapay solunum ve kalp masajına başlanmalıdır.
Şok:
Kan dolaşımının etkin olarak çalışabilmesi için kalbin pompa görevini yapması, kapalı damar ağının ve dolaşım sisteminin bütünlüğünün korunması ve yeterli miktarda kan hacminin bulunması gereklidir. Bu bölümlerden herhangi birinde bir eksiklik olursa dokulara kan iletimi bozulacak ve şok oluşacaktır. Kalp dakikada yaklaşık 8 litre kanı damarlara pompalar. Kalp krizi, şiddetli kanamalar, aşırı sıvı kayıpları, büyük yanıklar, aşırı isal, kusma, karın içi iltihaplanmalar, karın ve başa şiddetli darbelerde aşırı korku ve heyecanlanmalarda şok görülebilir.
Başlıca Şok Belirtileri: Huzursuzluk, endişe hali, aşırı susama, dudakların kuruması, bulantı, kusma, soğuk ve nemli deri. Nabız zayıf ve hızlıdır. Solunum yüzeysel ve hızlıdır. Bilinç bozulur, uyku hali ve komaya doğru giden evreler olabilir. Kan basıncında düşme olur.
Kanama Nedeniyle Olan Şokta İlkyardım: Kan kaybı olunca vücut bunu kendi çabalarıyla önlemeye çalışır. Damarlar büzülür ve daralır.kalp atımı hızlanır. Eğer bunlar etkili olmaz kan kaybı devam ederse şok gelişir. Kan kaybı durdurulmalı ve ilkyardımın ABC si yerine getirilmelidir. Eğer imkan varsa hastaya oksijen verilmelidir. Ayaklarının altına bir yastık konularak ayaklar yükseltilir. Çok fazla yükseltilmemeli solunum sıkıntısı oluşabilir. Şoktaki hastaya ağızdan hiçbir şey verilmez. Çok susamış ise ıslak pamukla ağız silinir. Kırık varsa sabit hale getirilmeli. Hastanın üzerine battaniye örtülerek üşümesi engellenmelidir.
Kanamalar:
Damarlar atardamar, toplardamar, kılcal damar olarak ayrılmıştır. Atardamarlar kalpten dokulara kan taşıyan damarlardır. Atardamarlarda basınç yüksektir ve her kalp atımıyla daha da yükselir.kılcal damarlar dokular arası dağılmış olan küçük ince damarlardır. Toplar damarlar ise dokulardan kanı tekrar kalbe getiren damarlardır.negatif bir basınç vardır ve sürekli bir kan akımı vardır.
Atardamar kanamalarında kan nabızla birlikte kan ritmik olarak fışkırır. Kısa sürede çok miktarda kan kaybına neden olabilir. Toplardamar kanaması ise daha yavaştır ama süreklidir.
Kanama Tedavisi:
1- Direk Bası uygulama: En basit ve en etkili yoldur. Kanayan bölgenin üzerine mikropsuz bir gazlı bez ile el ayası ile baskı uygulanır. Kanama nedeniyle bezin dış kısmı ıslanırsa bez kaldırılmadan üzerine bir bez daha konarak baskı uygulanır.
2- Basınç Noktalarına Baskı: Büyük damarların kolayca bastırılarak kan akımının kesilebileceği noktalarına baskı uygulanarak kanama durdurulabilir bunlar genellikle nabız noktalarıdır.
3- Turnike Veya Boğucu Sargı Uygulaması: Turnike uygulaması istenen bir uygulama değildir. Bütün yollar denendikten sonra kanama durmazsa uygulanmalıdır. Alttaki dokuları ezme damar ve sinirlere kalıcı zararlar verme riski vardır. Turnike ince olmamalıdır. Genişliği 7-8 cm olmalıdır. Sıkıştırma işlemi kanama durana kadar yapılmalıdır. Daha fazla sıkılmaz 15 dk da bir gevşetilmeli ve kan geçişi sağlanmalıdır. Elbise kolları vs turni***i ötmemelidir. Hastaya turnike uygulandığı belirtilmelidir. Dikkatli olunmalıdır.
Küçük dış kanamalar: Kısa süreli basınç uygulama kolayca pıhtılaşmayı sağlar hiçbir zaman yaradaki pıhtı silinmez. Yara kirli ise su ve sabunla yıkanır. Yaranın üzerine mikropsuz sargı bezi ile baskı uygulanır. yara kolda elde veya bacakta ise kalp seviyesinden yukarı kaldırılırsa kanama durması kolaylaşır. Yaraya herhangi bir ilaç vs. sürülmemelidir.
Büyük Dış Kanamalar: Kanama çok fazla olursa şok gelişebilir. İlkyardımın ABC si unutulmamalıdır. Kanama durdurulmaya çalışılır. Gerekirse turnike uygulanır.
Kol ve Bacak Kopmaları: Kopan kol ve bacak gibi uzuvların yerine dikilmesi mümkündür. Güdük bölümüne baskı uygulanarak kanama durdurulur. Kopan bölümler plastik bir torba içinde buz dolu bir kaba konur. Buz ile doğrudan temas engellenmelidir. Hasta hemen en yakın sağlık kuruluşuna iletilmelidir.
İç Kanmalar: Vücut boşluklarına olan kanamalardır. Karın içi, göğüs içi veya kafa içi kanamalardır. Biriken kan dışarı akmıyor olsa da damar içinden kayıp olduğundan şok gelişebilir. Büyük kemik kırıklarında önemli miktarda kan kayıpları olabilmektedir.
Hasta başı aşağıda ayakları hafif yükseltilerek yatırılır. Boğazını sıkan şeyler kravat düğme vs. gevşetilir. Hasta rahatlatılmaya çalışılır. Şok önlenmeye çalışılır. Hastada başka yaralanma ve darbe olup olmadığı kontrol edilir. Bilinç kapanır ise kalp atımı ve solunum varsa koma yatışına getirilir. Üzerine battaniye örtülerek üşümesi engellenir. En yakın sağlık kuruluşuna iletilir.
Delici Göğüs Yaralanmaları: Hemen göğüsteki delik kapatılır. Göğüs içinde kanama varsa hasta sağlık kuruluşuna yarı oturur biçimde iletilmelidir.
Burun Kanamaları: Eğer kafatası kırığından kuşkulanılıyorsa burun kanamasını durdurmak için uğraşılmamalıdır. 35 yaş üzerinde burun kamalarında yüksek tansiyon akla gelmelidir. Hasta oturtulur sakinleştirilir. Başı öne eğilerek kendisine burun delikleri sıkıca tutturulur. Gerekirse buruna buz torbası uygulanabilir. 30 dk üzerinde devam ederse sağlık kuruluşuna iletilmelidir.
Kulak Kanamaları: Kafa darbesi sonucu olursa çok önemlidir. Kanama dış kulak veya iç kulaktan olabilir. Hasta yarı oturur pozisyonda baş kanayan tarafa eğilir. Kulk ilaçsız ve mikropsuz bir sargı bezi ile sarılır.
Saçlıderi Kanamaları: Önemli miktarda kanama olur. Kafatası kırığı olabileceği unutulmamalıdır. Bilinç kaybı varsa bu ihtimal yüksektir. Doğrudan bası uygulanarak kontrol altına alınabilir. İçinde yabancı cisim varsa doğrudan bası uygulanmamalıdır. Simit sargı konulur.
YARALAR:
Deriye gelen darbeler soncu kapalı doku zedelenmeleri olabilir. Bu durumda ağrı ve şişlik meydana gelebilir. Bazen morarma ve şişlik içinde kan birikebilir. Şiş olan bölgeye sıkı bandaj uygulanır soğuk uygulanır. Yalnız bandaj kan dolaşımını engelleyecek derecede sıkı olmamalıdır. Açık yaralarda tetanos riski unutulmamalıdır bu neden tetanos aşısı yapılmalıdır.
YANIKLAR:
1. Derece yanık: yüzeysel yanıktır.kızarıklık ve ağrı vardır. İz bırakmadan 1 haftada iyileşir.
2. Derece yanık: cilt ve cilt altı dokularda yanmıştır. Benekli kırmızı renkli kabarcık oluşumu vardır. Derideki sinir uçları da zarar görmüştür. Enfeksiyon gelişmezse 2-3 hafta da iyileşir.
3. Derece yanık: Deri tamamen yanmıştır. Alttaki kas tabakasına kadar uzanır.
Tehlikeli yanıklar: Vücudun %30 dan fazlasının yanması, solunum sistemini içine alan yanıklar, vücudun %10 dan fazlasında 3. derece yanık olması, yüz, el, genital bölge yanıkları, göz yanıkları, derin asit ve elektrik yanıkları, boyunda halka şeklinde yanıklar.
Yanık yüzeye hiçbirşey örtülmez. Soğuk su ağrıyı azaltır. Kabarcıklar patlatılmaz yanık alanındaki kolye yüzük bilezik vs. çıkartılmalıdır. Elbiseler kesilerek çıkartılmalı sıyrılmamalıdır.
Kimyasal Yanıklar: Etken hızla uzaklaştırılmalı 10-20 dk bol su altında tutulmalıdır. Daha sonra yumuşak sabunla yıkanır. Sönmemiş kireç su ile karşılaştığında yakıcı etki gösterir. Tozlar fırça ile alındıktan sonra bol su ile yıkanır.
Elektirik yanığından şüphelenilen her hasta durumu normal olsada hastanede değerlendirilmelidir.
SARGI VE ATELLER:
Sargıların çok sıkı ve gevşek sarılmaması gerekir. El ve ayak parmakları dışarıda kalacak şekilde sarılmalıdır. Parmaklarda uyuşma karıncalanma morarma olduğu görülürse sargı sıkı sarılmış demektir. Sargılar mikropsuz olmalıdır.
Ateller ise herhangi bir vücut bölgesini hareketsiz olarak bırakmak için kullanılan desteklerdir. Kırık bacağa sağlam bacağı kırık kola gövdeyi destek yapmakta mümkündür. Mümkünse şişme ateller kullanılmalı bunlar kırığı her yönden desteklerler. Tekrar tekrar kullanılabilirler.
Kırık çıkık ve incilmelerde ilkyardım: Kemik üzerine darbe gelen yada zorlanma olan bölgelerde ağrı, şişme, kabarıklık, olağan dışı görünüm, biçim bozukluğu, eklem olmayan yerde eklem görünümü, kol veya bacağın boyunda kısalma, yarada kırık uçlarının görülmesi. O bölgede kırık olduğunu gösterir.
Kırık olup olmadığını belirlemeden hasta yerinden oynatılmamalıdır. Eğer hasta kırık bölgesi hareketsiz hale getirilmeden kıpırdatılmaya çalışılırsa kırık uçları kemiğe yakın veya paralel uzana damar ve sinirlere zarar verebilir. Hasta taşınmadan önce kırık atele alınmalıdır. Kırığın ilerisindeki nabız kontrol edilmelidir. Atel kırığa yakın yerdeki eklemide hareketsiz hale getirmelidir. Açık kırıklarda kanama kontrol altına alınır. Kırık bölgesinde kopmuş kemik parçaları varsa dokunulmaz, kırık uçları uçuca getirilmeye çalışılmaz. Hastaneye nakledilirken ağızdan yiyecek verilmemelidir. Çünkü hasta ameliyat olacaksa bu nedenle gecikebilir.
Çıkıklar: Hareketle artan ağrı olur. Yapısal şekil bozukluğu olur. Hassasiyet vardır. Şilik erken dönemde olmayabilir. Hareket kısıtlılığı olabilir. Anatomik yapıyı iyi bilen kişiler tarafından oturtulması gerekir. Burkulmalarda eklem sabitleştirilir ve hastaneye iletilir.
Boyun Kırığı: Kafası üzerine düşen kafasına darbe gelen herkeste boyun kırığı akla gelmelidir. Ani frenlerde kamçı hareketi sonrasında boyun kırığı oluşabilir. Hastanın boynu boyunlukla desteklenmelidir. Hasta yerinden oynatılmamalı bu konuda eğitim görmüş personelce taşınmalıdır.
Zehirlenmeler: Kusturulur. Alınan maddenin sulandırılması için bol miktarda su veya süt verilir. Bilinç kaybı varsı havale geçiriyorsa yakıcı madde içti ise petrol ürünü içmiş ise kusturulmaz. Gaz zehirlenmelerinde hasta hemen açık havaya çıkarılmalı oksijen verilmelidir.
Böcek, Yılan Sokmaları: Yara bol su ile yıkanır. Hasta sakinleştirilir. Yara bölgesindeki şişliğin 5 er cm altından ve üstünden turnike uygulanır. Turnike venöz dolaşımı engelleyecek arteryel dolaşımı engellemeyecek şekilde sıkılmalıdır. Hastanın yürümesine izin verilmez. Isırılan extremite atele alınmalıdır. Isırılan alanda diş izleri arasında yarım santim derinliğinde kesi yapılır. Zorunlu olmadıkça ağız kullanılmadan kanama sağlanır. İlkyardımın ABC si yönünden izlenir. Yılan serumu uygulanmak üzree hastaneye iletilir.
Soğuk ve Donma: Yüzeyel soğuk çarpması: deri mumsu bir görünüm alır. Dokunmakla serttir. Ellerde küntlük hissedilir. Şişlik ve kabarcık olabilir. Hasta sıcak biryere alınır üşüyen bölge vücut ısısıyla ısıtılır. Doğrudan ısı kaynağı ile ısıtılmamalıdır. Ovmaktan masajdan kaçınılmalıdır.
Derin soğuk çarpması kısmi donma: Dokunmakla his alınmaz. Travmadan kaçınılmalıdır. 37.7-40,5 C arasında ısıtılır. Kabarcıkların patlatılması tehlikelidir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::