Ne zayıflatır, ne şişmanlatır.
9/6/2008 · Kategori: DIYET_FITNESS
Artık günümüzde kadın-erkek herkes diyet yapar hale geldi ve yemek yerken "Acaba bu kilo aldırır mı?" diye düşünüyor. İşte aklımıza takılan bazı sorular ve cevapları.
Şeker açlık duygusuna yol açar mı? Vücudumuza aldığımız şeker bize sadece kalori verir. Bunun dışında vücut için hiçbir faydası yoktur. Şeker yenildiği zaman insulin salgılanımı uyrılacağı için açlık hissi uyandırır.
Diyet yapan insanlar kan şekerlerinin düştüğünü bahane ederek şeker alımına ihtiyaçları olduğunu düşünürler. Oysa vücuda alınan tüm besinler ve şekerler glikoza dönüşmektedir. Bu yüzden kişi hiç şeker yemese de diyete bağlı olarak kan şekeri düşmez. Şeker haricinde kullanılan tatlandırıcılar da insan vücudunda ciddi sağlık sorunlarının nedenleri arasında yer alabiliyor. Uzun süre ve çok yüksek düzeyde alınan tatlandırıcıların kanser yapıcı etkisi olduğu görülmüştür.
Zayıflama rejimlerinde önemli olan günde ne kadar kalori alındığı mıdır?
Kalori hesabı yapmak zayıflamak isteyen bir kişi için şarttır ama kalorinin nasıl alındığı önemlidir. Vücuda alınan kalorinin %12-15'i proteinlerden, %25-30'u yağlardan ve %50-60'ı karbonhidratlardan gelmelidir. 1 gram yağ 9 kalori, 1 gram protein ve karbonhidrat 4 kalori vermektedir. Vücuda alınan karbonhidratların ve proteinlerin fazlası da yağ olarak depo edilmektedir. Bütün kalorilerin vücutta yaptığı etki ve kiloya dönüşme özelliği aynı değildir.
Atıştırmak formu bozar mı?
Gün içinde yemek zamanları dışında bir şeyler yiyor ve normalde 3 öğünden aldığınız kaloriyi 4,5 hatta 6 küçük öğünde alıyorsanız bu atıştırmalar bir sorun yaratmaz. Çünkü bu şekilde bir beslenme düzeni aşırı kalori almamanızı ve vücudunuzun her öğünde sindirim olayı için daha çok kalori harcamasını sağlar. Fakat siz her öğünlerinizde yemeniz gerektiği kadar yedikten sonra abur cubur atıştırıyorsanız, bu elbette kilo almanıza neden olacaktır.
Tuz şişmanlatır mı?
Tuz, vücudun su tutmasına yol açar ancak vücuttaki yağ oranlarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Buna karşılık aşırı tuz kullanımı suyla beraber kişide şişkinlik hissine yol açabilir. Bu yüzden özellikle adet dönemi öncesinde tuz kullanımında aşırıya kaçılmaması tavsiye edilir. Öte yandan tuzun iştah açıcı etkisi göz önünde tutulduğunda özellikle rejim yaparken neden tuzdan kaçınılması gerektiğide ortaya çıkar. Dolayısıyla tuzun kilo alımı üzerinde doğrudan değil, dolaylı bir etkisi vardır.
Sık yapılan ağır rejimler metabolizmayı bozar mı?
Ağır rejimler sadece metabolizmayı değil sindirim sisteminizi de bozar. Önce aşırı bir kısıtlama, dolayısıyla ani kilo verme, ardından da aşırı yasaklar yüzünden kontrolün kaybedilmesi ve ani kilo alımı gibi bir kısır döngüye girildiğinde metabolizma sarsılır. Bunun sonucunda da çok doğal olarak aşırı kilo riski artar. Buna bağlı olarak kişide yeme ihtiyacının tamamen ön plana çıktığı pek çok patolojik sorun ortaya çıkabilir. Bu durumda yapılması gereken; yavaş kilo verdiren, kişiyi korkunç yasaklar içinde boğmayan ve hem yemek hem de rejim olayını yaşamın tek unsuru haline getirmeyen rejimlere yönelmektir.
Çok su içmek zayıflatır mı?
Belli bir diyet ve egzersiz programına bağlı olmadan çok miktarda su içmenin zayıflatıcı bir etkisi yoktur. Buna karşılık rejim yaparken, özellikle su, bitkisel çaylar gibi bol miktarda (en az 1,5 litre) sıvı alınması vücutta biriken toksinlerin atılmasını kolaylaştırmak açısından yararlı olacaktır. Gün içinde hafif bir açlık hissettiğinizde bir büyük bardak su içmek belki de o an için iştahınızı kesebilir ve sizi gereksiz kaloriler almaktan koruyabilir. Özellikle mineral tuzlar açısından zengin suların tercih edilmesi, rejim sırasında vücutta bazı besinlerin tüketilmesine bağlı olarak ortaya çıkan eksikliklerin giderilmesine yardımcı olabilir.
Zayıflamak için suyu öğün aralarında mı içmek gerekir?
Zayıflamak için suyu yemeklerden önce içmek gerekir. Yemek öncesi içilen su mide kapasitesini dolduracağı için tokluk hissi verecektir ve yenilen yemek miktarını azaltacaktır. Yemek aralarında içilen su ise iştah açabilir. Ayrıca sıvı tüketmeden ya da az miktarda sıvı alarak yediğiniz bir yemekte daha çabuk doyarsınız. Ancak lifli yiyeceklerin, bir miktar sıvıyla tüketilmesi lifin şişerek hacim oluşturmasını ve tokluk hissi vermesini sağlayacağı için bu tip besinlerin sıvı gıdalarla veya suyla birlikte alınmamasında yarar vardır.
Sıcak ortamlar zayıflatır mı?
Sauna gibi sıcak ortamlarda terlemeyle kaybedilen, yağ değil sudur. Bu gibi sıcak ortamlar organizmanın toksinlerden arınmasını, kasların gevşemesini, kırgınlığın atılmasını sağlar ama sizi zayıflatmaz.. Mutlaka soğuk suyla yapılan bir duşla tamamlanması gereken sauna seansları, kalp damar, solunum ve dolaşım sistemi hastalıkları olan kişiler için uygun değildir. Ayrıca kilo kaybetme açısından bakacak olursak soğuk, sıcaktan çok daha etkilidir. Örneğin 18 derece suyla yapılacak bir banyo dakikada 7,2 kalori harcamanızı sağlar.
Alkol şişmanlatır mı?
Bütün alkollü içecekler, hatta içerdiği tannin gibi maddeler sayesinde diğerlerinden daha iyi olduğu iddia edilen şarap bile, az ya da çok oranda kalori içerir. 1 kadeh şarapta 85 kalori varken, 1 kadeh rakıda 335 kalori vardır. Ayrıca alkol alımına bağlı olarak tüketilen diğer besin maddelerinin de (kızarmış patates, cips, mezeler vs.) vücutta gereksiz bir kalori ve yağ deposu olarak kalacağını unutmamak gerekir.
Diyet ürünleri zayıflatmaya neden olur mu?
Diyet ürünleri zayıflamayı sağlamaz, ancak bu ürünlerin zayıflamaya yardımcı oldukları bilinmektedir. Tabii hangi besin maddesinden söz ettiğiniz de önemli. Süt, yoğurt, peynir ve et gibi ürünler yağı azaltılarak diyet hale getirilirler. Şekerlemeler, çikolatalar, şekerli içecekler şeker yerine tatlandırıcılarla yapılmışlarsa kaloriler azaltılmıştır. Eğer şekerden daha geç emilen sorbitol, fruktoz gibi doğal tatlandırıcılar kullanılmış ise kalorisi normal ürünlerle aynıdır. Ekmek grubu ürünler diyet ürün haline getirilirken lif yönünden zenginleştirilmekte ve yağ eklenmemektedir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
Haftada 4 kilo... Hayır 5 kilo. Mucize diyetle 7 kilo!
2/6/2008 · Kategori: DIYET_FITNESS

Daha çok yaz aylarında bu magazin haberleri gazeteleri doldurur. Diğer tarafta diyetisyenler, doktorlar haftada 0,5 veya 1 kg derler. Hangisi doğru? İkincisi daha sağlıklı bile olsa, biraz daha sıkıntı çekip diyet eziyetinin süresini kısaltamaz mıyız? Hadi bir kaç haftalığına sağlıktan da vaz geçelim. Olmaz mı?
Kilo vermek ne demek?
Doğru cevabı bulmak için önce “kilo vermek”le neyi kastettiğimizi bilmeliyiz. Kilo vermek sağlık için istenebilir. Hareketli olmak, “fit” olmak için istenebilir. Ama gelin kendimizi aldatmayalım; çoğunlukla görünüm için istenir. Kilo verme arzumuzun kaynağı ne olursa olsun, vermek istediğimiz şey, vücuttaki yağdır. Kas veya kemik değil. Görünüme de, sağlığa da hareketliliğe de olumsuz etki eden şey yağ fazlasıdır.
Bu noktayı belirledikten sonra “haftada kaç kilo?”nun cevabını da bulabiliriz. 1 kilo yağ 7600 kalori enerji sağlar. Diyelim ki siz, hiç ama hiç bir şey yememeğe karar verdiniz. Biliyorum bu imkânsız. Ama “diyelim ki” dedikten sonra öyle kabul edelim. Hiç bir şey yemiyorsunuz ve vücudunuzun enerji ihtiyacının tamamı vücut yağlarını yakarak karşılanıyor. Haftada kaç kalori harcıyorsunuz? Bu sorunun cevabı da “Tahminî Enerji İhtiyacı” yazımızda var. Yaşa ve cinsiyete göre sonuç biraz oynuyor ama hareketsiz bir kadının bir günde harcadığı kalori 1800, bir erkeğin ise 2400 civarında. Bu sayıları 7 ile çarparsak, kadının haftada 12 600, erkeğin 16 800 kalori harcayacağını buluruz.
Kaç kalori kaç kilo?
Gelin bu harcamayı kalori değil de kilo yağ cinsinden ifade edelim. Kadın 1 650 gram, erkek 2 200 gram yağ yakmaktadır. Ölüm orucunun sonucu! Bulduğumuz bu fantezi rakamlar bile bir şeyi açıkça gösteriyor: 4 kilo, 5 kilo, 7 kilo reklamları kesinlikle doğru olamaz. Eğer kaybedilen yağ ise.
Aslında yukarıdaki hesabımız da yanlıştır. Çünkü muhteşem verimli bir makine olan insan vücudu ölüm orucu gibi bir “kıtlık” sinyalini alır almaz, dinlenme halindeki enerji sarfiyatını %40'a kadar düşürür. Dolayısıyla yukarıdaki yağ kayıp miktarları 1 kilo civarına iner.
Bu mantık zincirine okulda “olmayana ergi” derlerdi. Ölüm orucu da hiç olmayacak bir şey ve o bile bize “mucize diyet”in sonucunu vermekten çok uzak.
Ben daha ilk gün 2 kilo vermiştim!
Şimdi çarpıcı soruya gelelim. Ya... Öyle mi? Peki ben kaç defa diyet yaptım. Gerçi sonra verdiklerimi (fazlasıyla) geri aldım ama; baskülün daha ilk günden 2 kg az gösterdiğini gözlerimle gördüm! Buna ne diyeceksiniz bakalım. Veya, “Bir yanlışınız var. Ben falanca diyetle haftada 4 kilo vermiştim. Nasıl oluyor?”
Eğer kaybedilen yağ ise
Bu soruların cevabı yukarıda yazdığımız kısa bir cümlede saklı: “ Eğer kaybedilen yağ ise. ”
Evet doğru tahmin ettiniz. O rejimde, diyette verdiğiniz yağ değildi. O halde geri aldığınıza da o kadar üzülmeyin. Çünkü zaten vermediğinizi geri aldınız. (Biraz fazla iyimser bir ifade bu! Okumaya devam edin.)
“Şok diyet”lerden birine başlayan önce sindirim sisteminde bulunanları kaybeder. Bu basit bir olaydır. Dün toplam 3 kg besin tüketmiş, bugün de tüketimi 1 kg'a düşürmüşseniz aradaki fark, sindirim sisteminden, üriner sistemden ve hatta deriden katı veya sıvı olarak atılacaktır. İlk iki kilo buradan.
Maalesef, kaslarımız enerjiye ihtiyaç duyduklarında ilk katkı yağlardan gelmiyor. Kasların içinde, glikojen dediğimiz ve bol miktarda su ile birlikte bulunan hazır enerji depoları var. Enerji dengesi açık verdiğinde, ilk başvurulan kaynak bu glikojendir. Glikojen harcandığında yan ürün olarak bol su çıkar ve bu dışarı atılır. İşte size birkaç kilo daha. Sonra sıra kasın kendisine ve yağa gelir.
Fakat ilk ölçtüğünüz kayıp sindirim sisteminin ve glikojenin kaybıdır.
Turumuzu tamamlayalım: Hafta bitti veya vücudunuzun haklı isyanına kulak verdiniz. O harika rejimi bıraktınız. Tabiî önce sindirim sistemi dolar. 1-2 kg alırsınız. Sonra vücut kaybettiği suyu ve kaslar glikojeni yerine koyar. Fakat vücudunuz da kıtlık sinyalini almıştır ve eskinin altında enerji harcamaktadır. O zaman fazla gelen besin yağ dokusunda depolanır. Öyle ki tekrar kıtlık çıktığında yedeğiniz bulunsun. Ve tur tamamlanır. Eski kiloda veya üzerindesinizdir. Ama biraz daha az kas ve biraz daha fazla yağla.
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
Kendinize imkansız hedefler koymayın !
27/5/2008 · Kategori: DIYET_FITNESS
Diyete başlarken yapılan en büyük yanlış çok büyük beklentilere girmektir.
İmkansız hedefler belirleyen kişiler bunlara ulaşamayınca, diyetten vazgeçebiliyorlar.
Siz de fazla kilolarınızdan kurtulmak ve daha hoş bir görünüme sahip olmak istiyorsunuz. Fakat bunun için diyete başlarken fazla hayalperest olmamak gerekiyor. Kendinize ulaşabileceğiniz hedefler koyun ve kendinize şu soruyu sorun, bu kilolar nereden geldi? Kiloları yok etmenin birinci adımı size neyin yaramadığını bilmektir.
Kilonuzu belirleyen çeşitli etkenler
- Ne kadar ve ne tarz yiyecekler tükettiğiniz
- Yaşınız ve sağlık durumunuz
- Psikolojik ve genetik yapınız
- Hayatınızda düzenli egzersize ne kadar yer verdiğiniz
- Ne gibi durumlar karşısında yemek yediğiniz.
Neden kilolu olduğunuzu belirleyip, kilolu olmanızı etkileyen davranışlardan kaçınacak şekilde kendinize bir program hazırladığınızda unutmamanız gereken en temel kural; başarılı olmanın sabırlı olmaktan geçtiğidir. Öncelikle diyete başladığınızın ertesi haftası ideal kilonuza kavuşma fantezisinden kurtulun.
İdeal kiloya ulaşmak iki süreçten oluşur; istenen kiloya inmek ve o kiloyu korumak. Kararlı ve sabırlı olduğunuz sürece sağlıklı bir şekilde zayıflamanız işten bile değildir.
Belirleyeceğiniz hedefler başarabileceğiniz küçük hedefler olmalı ki, şevkiniz kırılmasın. İlk hedefinize ulaştığınızda kendinize bir ikinci hedef belirleyebilir, zaten başarmış olmanın verdiği keyif ve cesaretle bir sonraki hedefinizde daha emin adımlarla ilerleyebilirsiniz.
Kilo vermeye kendinize gerçekçi hedefler koyarak başlayabilirsiniz. Hedeflerinizin gerçekçi olup olmadığını aşağıdaki soruları karşılayıp karşılamadığını sorgulayarak test edebilirsiniz:
- Kesin mi?
- Ölçülebilir mi?
- Gerçekleştirilebilir mi?
- Zaman sınırlaması var mı?
Bunlara dikkat:
- Herkesin vücut tipi ve ölçüleri farklıdır. Kendinizi sağlıklı ve iyi hissettiğiniz kiloyu hedef olarak belirleyin.
- İdeal kilonuza ulaşmak için oldukça fazla kilo vermeniz gerekiyorsa, vermeniz gereken kiloyu küçük miktarlara bölün, ilk hedefinize ulaştıktan sonra bir sonrakine geçin. İlk etapta bu kilonun hepsini birden vermeye uğraşmayın.
- İlk üç ayda başlangıç kilonuzun %5'ini vermek oldukça iyi bir ilerlemedir. Moralinizi yüksek tutun; ideal kilonuza ne kadar uzun zamanda ulaşırsanız, bu kiloyu korumanız o kadar kolay olacaktır.
- İstediğiniz kiloya indiğinizde bir süre kilonuzun oturmasını bekleyin, ideal kiloyu korumak, başarılı olabilmek için en az kilo vermek kadar önemlidir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!