Anne-kızlar ne oluyor?

10/6/2008 · Kategori: ANNE__OCUK


 Bir anne kızından ya da bir kız annesinden neden nefret eder? Nasıl öldürür?İşte nedenleri.


Hatta bu nefret nasıl olur da onu öldürmeye kadar gider? Medical Park Fatih Hastanesi'nden Klinik Psikolog Sinem Demir'e göre; anne-kız arasındaki tehlikeli rekabetin ve düşmanlığın altında sevgisizlik, bastırılmış duygular ve toplumsal baskı gibi birçok neden yatıyor.
Hayatta bir çocuk için annesinden daha değerli bir varlık olabilir mi? Peki bir anne için çocuğundan daha önemlisi? Normal şartlarda bu sorunun yanıtı 'hayır'dır! Hele de anne ve kız söz konusu ise gözümüzün önüne çok daha güçlü bir sevgi bağı gelir. Ama özellikle son zamanlarda tanık olduğumuz anne-kız cinayetleri, anne-kız ilişkisinin aslında her zaman o kadar da toz pembe olmayabileceğini gözler önüne serdi. Peki bir anne kızından ya da bir kız annesinden neden nefret eder? Hatta bu nefret nasıl olur da onu hunharca öldürmeye kadar gider? Medical Park Fatih Hastanesi'nden Klinik Psikolog Sinem Demir; anne-kız ilişkilerine mercek tuttu:
BABA MAZLUM ANNE SUÇLU!

Demir şunları söyledi:

"Son dönemlerde 'annesini öldüren kız' trajedisini konu alan haberlere bakıldığında benzerlikler dikkat çekiyor. Sadece cinayetle sonuçlanan değil, annenin kızını şiddetli bir şekilde suçladığı durumları konu alan haberlerde de ortak noktalar gözleniyor. Bu kızlardaki en benzer nokta, anneleriyle ilişkilerinin 'sürekli' ve 'şiddetli' bir çatışma halinde olması. Annelerinin kendilerini sürekli aşağıladıklarını, özellikle cinsel-ahlaki yönden suçladıklarını söylüyorlar.

Babalar; ya çocukluk döneminden itibaren ortadan kaybolmuşlar veya daha sonra ayrılık yaşanmış ve başka bir evde yaşamaya başlamışlar. Babalarını hiç görmemiş olanlar, bunun annelerinin engelleriyle olduğunu ve babalarıyla ilişki kurma ihtiyaçlarının haksız bir şekilde engellendiğini düşünüyorlar. Baba (bazen yıllar sonra), 'bir şekilde' durumunu anlatmış ve kızlar ona 'bir şekilde' hak vermişler. Buna rağmen hiçbiri tamamen babasıyla yaşamayı seçmemiş veya babaları onları çağırmamış. Kızların hepsi, anneleriyle yaşadıkları evin dışında dayanak noktaları oluşturmuşlar, bir nevi 'yeni evler' yaratmaya çalışmışlar. Arkadaşları, arkadaşlarının aileleri vs…

DUYGUSAL YOKSUNLUK KATILAŞTIRIR

Öncelikle babanın olmadığı durumlarda anne-kız ilişkilerine göz attığımızda; özellikle geleneksel toplumlarda, bir ayrılık durumunda yalnız kalan kadının adeta takibe alındığına tanık oluruz. Hele kadının kız çocuğu varsa, 'senin bir kız çocuğun var, daha dikkatli olmalısın, hata yapmamalısın' klasik bir önermedir. Bu hata, çoğunlukla karşı cinsle ilişkisinin olup olmamasıyla ilgilidir. Karşı cinsten uzak durmaya çalışan ve bir yandan evin sorumluluğunu tek başına üstlenen kadının ruhsal yapısı, gittikçe 'katılaşmaya' başlayabilir. Uzun süre duygusal (sevilme-sevme-cinsellik-sosyalleşme açısından) yoksunluk yaşamak, 'aşırı sinirliliğe' dönüşebilir. Dış dünyayı ise 'kendisi ve kızı için tehdit edici' bir yer olarak değerlendirebilir. Eğer kişide psikiyatrik bir yatkınlık da varsa; bu katılık, şiddet içeren öfke patlamaları ve düşmanlık hissine varabilir, hatta tamamen 'paranoid' bir hale gelebilir.

KIZIM OLDU HAYATIM BİTTİ!

Diğer taraftan, kızı ergenlik çağına geliyordur ve karşı cinse yönelecektir. Anne katılaşmışsa, bastırdığı 'kadınsı duygu ve dürtüleri' kızının yaşama olasılığına da öfke duyabilir. Kendisi hayata kapanmışken, kızının hayata karışma isteğine öfke duyar. Kendisini dış dünyaya kapatmasının sorumlusu olarak görebileceği kızına ve 'yaşam'ı hatırlatan olan her şeye düşmanlaşabilir.
Ruhsal yapısı esnek olan 'yalnız kadın' ise yıllar içinde 'kendini koruma ve sosyalleşme' arasındaki dengeyi kurabilir. Dış dünyayı 'tamamen ve sadece' tehdit edici bir yer olarak değerlendirmez; kendini koruma yollarını geliştirirken, bir yandan da güvendiği ve destek alacağı sosyal dayanak noktaları oluşturur. Duygusal olarak deşarj olmak için uygun yollar geliştirmeyi öğrenir. Bu şekilde, içindeki dürtüler sadece öfkeye dönüşmez; dünyayı algısı da sadece 'düşmanlık ve tehdit beklentisi' etrafında şekillenmez.

KIZINI RAKİP GÖREN ANNELER

Baba faktöründen bağımsız olarak anne-kız çatışmasının ileri derecede olduğu bazı durumlarda ise; anne özellikle kızlarını kendisine rakip olarak görür. Kızlarıyla derinden ve samimi bir şekilde ilgilenemez. Kendi ihtiyaçları ön plandadır. Oğulları ve eşiyle (yani erkeklerle) bir sorunu yoktur. Bu tür durumlarda baba, dışlanan kız çocuklarına aşırı duyarlı bir hale gelip bu açığı kapatmaya çalışabiliyor. Kimi durumlarda ise, baba da annedeki 'benmerkezciliğe' kapılabilir. Annenin kızına karşı 'sevgi-nefret' karışımı hisler beslemesinin alt yapısında pek çok psikolojik sebep olabilir; kendi doğduğu ailede kız çocuklarının değersiz olması, kendi annesiyle sorunlu ilişki yaşamış olması... Ortak nokta ise; anneden gelen sıcaklık hissinde eksiklik, bir erk (eş, baba, erkek çocuk) tarafından desteklenmeyince kendi varlığını hissedememe.

SEVGİ BAĞI SAĞLAMSA SORUNLAR AŞILABİLİR

Normal durumlardaki anne-kız ilişkilerinde ise; hamilelikten itibaren gelişi mutlulukla karşılan kız bebek ve annesi arasında, koşulsuz sevgi, temel ihtiyaçlarının tutarlı bir şekilde karşılanması ve samimi bir sıcaklık vardır. 4 yaşlarından itibaren kız bir yandan anne gibi olmak ister ve kız olmaya dair duyguları depreşir; bir yandan da babaya yakın olmak ister ve annesiyle çatışması, rekabeti artar. Anne, bir süre önce sevgili bebeği olan bu kız çocuğunun rekabet hissi karşısında şaşırabilir, karşısındaki bir yetişkinmiş gibi alınganlık ve üzüntü yaşayabilir. Kızın geri adım atarak annesiyle antlaşma imzalamasını ve babasıyla uygun mesafeye geçmesini üç etken belirler:

1. Çocuk, çatışma yaşasa da annesini seviyordur; ilk yıllarından itibaren annesinin sevgi hissinden emin olmuştur ve bu sevgiye ihtiyacı olduğunun farkındadır,

2. Anne, kızıyla eşi arasına mesafe koymaya devam etse de, çatışmayı 'anne' ve 'yetişkin' olarak yürütebilir, kızına sıcaklık hissi kaybolmaz

3. Baba; anne ve kızın arasındaki çatışmada hem kızını tamamen görmezden gelmez, hem de çocuğun annesini değersizleştirmesini desteklemez (veya annenin değersizleştirilmesinde rol alan diğer yakın akrabaları engeller."


Zeynep GÜÇLÜCAN

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Süper anne olmanız şart değil!

3/6/2008 · Kategori: ANNE__OCUK

 

Hem çalışıp hem çocuklarına kaliteli zaman ayırmaya çalışan anneler, büyükşehirlerde 'süper annelik' sendromuna kapılıyor. İşyerinden geldikten sonra ev ve mutfaktaki işlerin yanı sıra çocuklarıyla da ilgilenmek isteyen kadınlar, mükemmel olmaya çalışırken kendilerini harap ediyorlar.

 En önemli sorunu 'her şeye yetişememek' olan çalışan anneler, bu durumda gerilim ve stres yaşıyor. Uzmanlar, 'süper anne sendromu'na kapılan çalışan annelere şu önerilerde bulunuyor: Günlük işlerinizi programlayın. Bu programları yaparken mutlaka çocuğunuz için de bir zaman ayırın. Çocuğunuza ayırdığınız zaman diliminde sadece onunla meşgul olun. Onun için her zaman her şeyi yapamazsınız. Böyle durumlarda strese girmeyin. Mükemmel olmaya çalışırken, sinirli ve gergin bir insan olabilirsiniz. Elinizden geldiğince rahat olun. Çünkü siz ne kadar rahat olursanız, çocuğunuz ve çevrenizdeki diğer insanlar da o kadar rahat ve huzurlu olur.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

ANNELER VE KIZLARI REHBERİ:

27/5/2008 · Kategori: ANNE__OCUK

Anne ve kız arasında en çok yaşanan iletişim sorunları nelerdir?
Anne kız arasındaki mesafe ergenlik boyunca değişikliklere uğrar. Bazen yakınlaşma, bazen de uzaklaşmalar görülür. Burada önemli olan annenin kızına baskı yapmamasıdır. Kendisine yakın olmaya zorlanan genç gibi, uzakta tutulan genç de sorunlar yaşayabilir. Genç bir yandan annesi gibi olmak isterken bir yandan da annesine benzememeye çalışabilir.

Anneler kızlarıyla en çok hangi konularda çatışıyor, neler bekliyor?
* Odasını toplamaması, eve geldiğinde yemeğe yardım etmemesi.
* Uzun süre internette kalmak, oyun oynamak.
* Ders sorumluluğunu üzerine almak istemeyebiliyor.
* Anne ve geliş gidip saatleri konusunda katı kurallar koyuyor, genç uymak istemiyor. ? Gencin seçtiği kıyafetler annelerin engeline takılabiliyor. Gençler ergenlik dönemlerinde saç ve giyimleri konusundaki eleştirileri dinlemeyip aksini uygulayabiliyor.
* Uzun uzun telefonda konuşması annesiyle çatışma yaşamasına neden oluyor.
* Arkadaş seçiminin annesi tarafından onaylanmaması ve hoşnutsuzluğun açıkça ifadesi rahatsızlık yaratıyor.

Anne ve kız arasındaki iletişimde neler yapılmalı, nelerden kaçınmalı?
* İki taraf da birbirinin sevgisinden emin olmalı.
* Suçlayıcı bir tavırla iletişim kurmaktan kaçınılmalı, aşırı kontrolcü tavırlarla kızına yaklaşmamaya özen göstermeli.
* Anne kızına sorunlarında yanında olduğunu gösterirken, bir arkadaş gibi değil anne olduğunu hissettirerek davranmalı.
* Anne kızına karşı iyi bir dinleyici olmalı.
* Kızlar anneleriyle yaşadıkları olumsuzlukları ve onlardan gelen eleştirileri kişisel almayarak ılımlı olmaya çalışmalı.
* Annenin kızına iyi bir rol modeli olması, gelecekte kızının cinsel kimliğini, rolünü etkileyeceğinden bu konuda dikkatli olunmalı.
* Anne hep kaygılı ve korkularla dolu olarak kızına yaklaşırsa, kızının gelecekteki hayatı da olumsuz etkilenecektir.
* Annenin çatışmalı durumun farkına varması ve duygularının da farkında olması lazım.
* Sorun çözümünde hep şimdi ve burada ne olduğu tartışılmalı, geçmişteki sorunların üzerinde durulmamalı.
* Sabırlı olmak, ruhsal ve duygusal bağlılığı artırmak gerekir. Küçük adımlar atmak, değişiklikleri bir anda yapmamak büyük önem taşıyor.
* Anne kız ilişkisinde daha fazla konuşma var, çok detay işin içine girdiğinden çatışma oluyor. Bu nedenle duygular iyi tahlil edildikten sonra çok gerekli ve önemli bulunan konular konuşulmalı.


ANNELER VE OĞULLARI REHBERİ:
Anne ve oğul arasında en çok yaşanan iletişim sorunları nelerdir?
Ataerkil aile düzeninde erkek çocuk beklentisi olduğundan, bebeklikten ergenlik çağına göre kızlara nazaran fazla ilgi görüyorlar. Bu nedenle anne oğlunu, eşi gibi görüp davranmamalı, onun bir ergen olduğunu unutmamalıdır. Annenin oğluyla ilişkisinde mesafe olmalı ama bu mesafe kopukluğa da yol açmamalı. Annenin oğluyla ilişkisinde kaygılarını kontrol edebilmesi önemli. Ayrıca erkekler de tıpkı kızlar gibi annelerinden öğüt beklerler. Bu nedenle anne gerektiğinde bu öğütleri verebilmeli. Suçlayıp aşağılamak, gencin özgüvenini olumsuz etkileyeceğinden, gence kendi fikirlerini empoze etmek yerine, dinlemeyi anlamayı ve düşünmeyi öğretecek şekilde davranmalı. Anne ile oğlunun çok yakın olması, gelecekte annenin çocuğunu başka bir kızla paylaşmakta sorun yaşamasına neden olabiliyor. Bazı anneler oğlunun büyüdüğünü görmekte zorlanabiliyor. Ona hala bir bebekmiş gibi davranabiliyor.

Anneler oğullarıyla en çok hangi konuda çatışıyor? Neler bekliyor?
* Odasının dağınık olması
* Yemek yememesi
* Kıyafetlerini kirletmesi ya da ütüsünü bozması
* Ders çalışmaması
* Arkadaş seçiminin eleştirilmesi
* Eve geliş gidiş saatlerinin düzensizliği
* Bilgisayar başında uzun saatler geçirmek

Anne ve oğul arasındaki iyi iletişimde neler yapmalı, nelerden kaçınmalı?
Oğlunuzun büyümesine izin verin: Türk aile yapısında erkek çocuklara sorumluluk verilmemesi, gelecekteki yaşamlarında da sorunlara yol açıyor. Büyüyebilmesi için en azından kendisi ile ilgili sorumlulukları alabilmesi gerekir.
Kendinizle kıyaslamayın: Kıyaslamak oğlunuzun kendisini mutsuz ve yetersiz hissetmesine neden olur. Bunun yerine annenin oğlundaki farklılıkları görüp, bu yönleri geliştirmesine yardımcı olması gerekir.
Arkadaşça yaklaşan anne olun: Genç erkeklere ‘arkadaş’ gibi davranmak yerine, annesi olduğunuzu, daima ona destek vereceğinizi hissettirin. Çünkü onun anneye ihtiyacı var.
Onlarla inatlaşmaktan kaçının: Ergenlik çağında erkekliklerini ispatlamak amacıyla anneyle çatışmaya girmek, sık görülen bir durumdur. Genç erkekler bu dönemde annelerinin desteğini isterler. Bu dönemde onlarla inatlaşmak, aşırı ve mantıksız yasaklarda diretmek inatlaşmalarına yol açar. İnatlaşmak da evden kaçma, okulu bırakma gibi sonuçlar doğurur.
Yeterli zaman ayırın dinleyin: Çatışmalı ergenlik döneminde oğlunuzla iletişimi bırakmayın. Arkadaşlarını küçümseyip ‘saçını beğenmedim, o çocuk tembel, onunla niye arkadaşlık ediyorsun’ gibi cümleler kurarak yaklaşmayın. Bu tür yaklaşımların çocuğunuzu sizden uzaklaştıracak davranışlar olduğunu unutmayın.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!